21 Ağustos 2012 Salı

Kısacık-30


* Mutlu bir bayram dileyerek başlayalım. "Mutlu" olsun, o olunca geliyor gerisi.

* Her tür film uyar. Dram, korku, gerilim vs. fark etmez. Bünyeme ağır gelen tek şey duygusal komedi! Hani işler hep bir şekilde yoluna giriyor ya ve hani bizim hayatlarımızda öyle olmuyor ya...

* "Düzelir mi her şey aptal bir romantik komedi gibi?" diye sormuştu Melis Danişmend bir şarkısında.

* Düzelir mi?

* futureme.org gibi şeyleri kullanın gençler, olmazsa bloglarınızın bir yerine not edin. Teknolojiden uzak olsun isterseniz alın kağıt-kalemi elinize, gelecekte bulmak üzere saklayacağınız notlar yazın. İleride okuması  -umuyorum ki- çok güzel olacak.

* Bu ara hep yazmak istiyorum. Geçmişte yazdıklarımdan bazıları beni mutsuz ediyor, silmek de istemiyorum. En azından gerilerde kalsınlar.

* 30 gün ramazanı davulcu hakkında bir şey yazmadan geçirebilmiş insanım, 3 günü toplu mesajlara sövmeden geçirebilirim elbette.

* Aynı şeyi 50 defa okumak bir beni sinir etmiyordur herhalde.

* Bir de "bilmem nerede deniz keyfi... şaka lan balkonu yıkadık, çiçekleri suladık, çekirdek yiyoruz" benzeri tweetler var. İlki komikti. 165822015. kez tekrarlanınca komikliğini kaybetti doğal olarak. Bitmedi gitti.

* Yürüyerek çok uzaklara gidesim var. Yürüyerek ne kadar uzağa gidilebilirse işte...

* Eylül gelmeden yapmam gereken işler var. Hiçbirini yapmıyorum. Çünkü çok fazlalar ve hangisinden başlayacağıma karar veremiyorum. 1 ay sonra pişmanlık yazıları yazmaya başlarım ya da okumakla öylesine meşgul olurum ki pişmanlık yazısı yazacak 5 dakikam bile olmaz.

* Hayatın sevimsiz hallerine o kadar alıştım ki bir gün işler yolunda giderse ne yaparım bilmem.

* Ama biliyorum ki bir gün işler yolunda gidecek. O gün gelince "Ben demiştim" diyebilmek için yazmıyorum bunu. Gidecek!

* "Çok aşık olmak" diye bir şey var yapılacaklar listemde. Sayıca "çok" değil. Miktardan bahsediyorum. (Sanki ölçülebilirmiş gibi.) Tek bir kişiye çok aşık olmak işte. O madde yapılacaklar listemden yapılanlar listeme geçtiği vakit o hissin neye benzediğini yazacağım uzun uzun. "Bugüne kadar yazdıkların ne ayaktı?" demeyin, daha fazlasından bahsediyorum ben.

* Olacak.

* Olmazsa da ben "Bir gün olacak" beklentisiyle yaşamaya devam edeceğim ya, iş işten geçmemiş olacak hiçbir zaman. Hayal kırıklığı da yok doğal olarak. Hayal kırıklığı yoksa sıkıntı da yok.

* Bu durum birkaç madde yukarıdaki duygusal komedilerin mutlu sonlarına benziyor gibi gelebilir ilk başta, ama benzemiyor. Aşık olmak mutlu son değildir, çok aşık olmanın mutlu son olması imkansız. Zaten mutlu sonlar yok gerçek hayatta.

* Bayram eskiden şekerdi, çikolataydı, yeni giysilerdi, harçlıktı vs. Büyüyünce "eksiklik" demek oldu. Sayıca azalıyoruz gün geçtikçe. Çok acı.

* Mutlu bir bayram olacaktı, olamadı.

2 kişi de demiş ki:

Sam Scarlet dedi ki...

evet bir gün olacak. ama bunu bekleyerek de yaşamayacağız. çünkü yapılacak çok daha önemli işlerimiz var, ne demiştin bana bi keresinde, "belki de biz bu dünyaya başka mutluluklar için gelmişizdir" :)

Selin dedi ki...

Evet, kesinlikle! Bunu beklemiyorum/beklemiyoruz. Hayat devam ediyor, güzel şeyler yapıyoruz bu sırada. Sonra bir gün o da olacak. Hayat biraz daha güzel olacak vs :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?