30 Aralık 2012 Pazar

2012'den kalanlar-2



Kitaplar. 
Çok kısa şekilde bahsedelim bu yıl okunanlardan...

Durmadan kitap aldığımız, durmadan okuduğumuz yıllardan birini daha geride bırakıyoruz. Umarım önümüzdeki sene daha çok alır ve daha çok okuruz!

Okuma listeme dahil etmediğim bir grup çeviribilim ve dilbilim kitabı okudum geçtiğimiz yıl. İşin güzel tarafı ciddi ciddi seviyorum ben bunları. Diyorum ya lisansta bulamadığım "doğru iş"i yüksek lisansta bulmuş olabilirim diye...

Bu yıl içinde iki kez okuduğum Çoluk Çocuk en sevdiklerimden biri oldu. Aynı yıl içinde 2 kez okuduğum tek kitap belki de... Yetmezmiş gibi sayfalarca yazı yazdım üstüne :) Tarihte yazılmış en uzun kitap değerlendirmesi olabilir benimki, iddialıyım! :)

Patti Smith demişken, bu yıl okunanlar arasında bir de Hayalperestler var. Ayrıca durup durup bahsettiğim Rock Ozanları'ndan tekrar bahsetmenin de tam sırası! Leonard Cohen ve Patti Smith'le dolu bir kitap... Günlerce tekrar tekrar okuduğum dizeler... Bir sayfada orijinali, bir sayfada Türkçe'si verilmiş. Çevirmen tarafımı bir kenara bırakıp "okur" olarak şu tavsiyede bulunacağım: "Eğer İngilizce okursanız alın."

(bkz: http://slnnn.blogspot.com/2012/12/patti.html
http://slnnn.blogspot.com/2012/04/hayal.html
http://slnnn.blogspot.com/2012/04/hic-kimse.html )

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da en çok Hakan Günday'la doluydu. Az, Azil, Malafa, Piç ve Zargana bu yılın başında okundu ve okunmamış bir şey kalmadı. Çok özel bir adam Hakan Günday. Dünyaya çok güzel bir yerden bakan ve oradan bakarken gördüklerini çok özel sözcüklerle anlatan bir adam. Tanıdığım bir grup çok özel insan var Hakan Günday'ı çok seven, daha bu yönlerini bilmezken akıllarının içindekileri sevdiğim bir grup arkadaş. Artık daha "çok"lar, söylememe gerek var mı bilmem...

(bkz: http://slnnn.blogspot.com/2012/03/az.html
http://slnnn.blogspot.com/2012/03/kendime-not-5.html
http://slnnn.blogspot.com/2012/02/alnt-9.html )

("Kar İzleri Örttü" isimli kitapta bir öyküsüyle yer almış. 2013 dileklerimden biri kısmen oldu sayabiliriz yani. Yeni yıl tantanası bitsin, hemen okunacak.)


Çevremdeki okurların pek sevdiği ve tavsiye ettiği bir takım yazarlarla tanışmaya çalıştım bu yıl. Hayal kırıklığına dönüştü... Hatta bir-iki tanesinin nasıl olup da bu kadar sevildiğine anlam veremedim. (Çok satan aşklı romanlardan hallice kitaplar, kötü cümleler, zayıf olay örgüleri, zayıf karakterler... "Okunmaya değer" bulamadım.)

Cenk Taner'in hiçbir yerde bulunmayan Andıran Otu'nu sağdan soldan bulabildiğim parçalarla tamamlamaya çalıştım. Her gün biraz daha sevdiğim bir adam "Kaptan". Bir gün o kitap yeniden basılacak ve kavuşacağız biz de. Eminim...

Nick Hornby ile tanışmak için "Futbol Ateşi"ni seçtim. Muhteşem bir karar vermişim! Ardından 31 Şarkı'sını okudum ama beni Futbol Ateşi gibi mutlu etmedi. 

(bkz: http://slnnn.blogspot.com/2012/03/fever-pitch-futbol-atesi.html )

Öykülere uzak kalmıştım, 2 seçkiyle yeniden döndüm. Biri Refik Durbaş'ın "Öykülerde İstanbul"u, diğeri Semih Gümüş'ün bir araya topladığı "Türk yazınından seçilmiş kısa öyküler". İkisi de iyi seçkilerdi.

2012'de sonsuzluğa uğurladığımız efsanemiz Lefter'in henüz o hayattayken hazırlanan ama yayınlandığını görmeye yetişemediği biyografisi "Lefter: Futbolun Ordinaryüsü" bu yılın en önemli kitaplarından bir diğeri. Göz yaşlarıyla okuduk pek çok sayfasını... Hazırlayan: Haluk Hergün

Melih Esen Cengiz'in "Bir Osmanlı Yazı" adlı romanı yine içinde Fenerbahçe olan kitaplar kontenjanından dahil oldu hayatıma... İyi ki olmuş!

Ken Kesey'in Guguk Kuşu romanı geç kalınmışlar arasındaydı. Sonunda bu yıl onu da aradan çıkardık. (Bayılırım filmine!) Çevirisine öyle hayran kaldım ki konuya odaklanmayı unuttum zaman zaman. 

Hem bir an önce okumayı istediğim hem de bitirip boşluğa düşmemek için okumaktan kaçındığım Chuck Palahniuk kitaplarından bu yıl okunanlar "Çarpışma Partisi", "Günce" ve "Ölüm Pornosu". Ölüm Pornosu şimdiye kadar okuduklarım içinde her yönden "en zayıf" bulduğum Chuck Palahniuk kitabı. Sanki başka birini okuyormuşum gibi hissettim. Çarpışma Partisi ise en iyilerin hemen altında yer buldu kendine. Sanki kitap okumadım, onun yerine Çarpışma Partisi'ne katıldım gibi hissettim kitap boyunca!

Ön yargılarla okumaya başladığım Hugh Laurie'nin Silah Tüccarı romanı beni bu yıl en çok şaşırtan kitap olmuş olabilir. Zeki bir adam olduğunu elbette biliyordum ama güzel bir kurguyu oldukça iyi bir dil kullanımıyla zenginleştirip ortaya böyle bir kitap çıkarmasını beklemiyordum. Bizim ünlülerin saçma sapan kitapları yüzünden böyle bir düşünceye kapılmış olmalıyım. Affet beni güzel adam!

Genç bir yazarın, Berrak Yurdakul'un ilk romanı Konuşmayan Tavus Kuşu Camio bir süredir okumayı planladığım bir diğer kitaptı, sonunda bu yıl sıra geldi. Gayet başarılı bir "ilk" olmuş. Bir başka başarılı ilk Ned Beauman imzalı "Boksör, Böcek". Bir çalışmama kendisini konu olarak seçtiğimden epey detaylı bir inceleme yaptım sayılır üstünde, ben dikkatle ve özenle yaklaştıkça daha güzel görünmeye başladı. O kadar uğraşınca canımı sıkma riski yüksekti. Öyle olmadı.

Sonunda ilk Mine Söğüt romanımı da okudum: Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey. Kitabın ismi bile yazara dair pek çok ipucu verebilir size. Okurken hep yazarın çok büyük bir özenle yazdığı hissine kapıldım ve bu durum çok hoşuma gitti.

James Baldwin ve "Ne Zaman Gitti Tren". James Baldwin'e dair söylenmiş şeylerin ne derece doğru olduğu gerçeğiyle karşılaştım her sayfada. Heyecanla kitaba sarıldığımda "Sever misiniz James Baldwin'i, mutlaka okunmalı değil mi?" diyen, bu kitabı ne kadar zamandır bulmayı istediğimi söylediğimde bulduğuma benden çok sevinen sahaf amcamızı da sevgiyle analım mı yazının bu noktasında :)

(bkz: http://slnnn.blogspot.com/2012/01/hayat-bazen-de-boyle.html )

Markus Zusak'ın I'm the Messenger'ını orijinal dilinden okuduğumda daha çok seveceğimi hissediyorum. Güzel bir hikaye ve kötü bir üslup kaldı aklımda, oysa Kitap Hırsızı'nı yazan da bu adamdı. Buradan konuyu çevirmenin önemine bağlayacağım, kişiselleştirmişim gibi olacak. Halbuki ilgisi yok. Neyse. Kendime not: "Bir gün orijinalini oku."

Tam bu noktada 2 hafta kadar önce katıldığımız bir söyleşide Murathan Mungan'ın söylediği bir şeyi aktarayım size: "Eskiden hayattaki en zor şey sevgili bulmak sanırdım, meğer iyi bir çevirmen bulmak daha zormuş."


Öyle işte :)

Kitapçının rafında gördüğümde heyecanlandığım bir kitap: Darcy's Passion. Ben ve benim sonu gelmeyen, üstelik hiç azalmayan Darcy aşkım! Pride and Prejudice'i Darcy'nin tarafından görüyoruz kitapta, güzel oluyor. Türkçe çevirisi yok. Bekleyin, ben çeviririm bir gün :)

Bu yılın en iyilerinden iki tane daha: "Dilenci-Necip Mahfuz" ve "Deli-Halil Cibran"


Bu kitaplar muhtemelen ilerleyen zamanlarda daha detaylı yazılarda yer bulacaklar kendilerine. Şimdilik bu kadarı kâfi.

Yeni yıl dileğimi tekrar edeyim: "Kitap, kitap, kitap..."

1 kişi de demiş ki:

cem dedi ki...

mutlu yıllarrr...

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?