31 Aralık 2012 Pazartesi

2012'den kalanlar-3

Son :)

Bu yıl 250 civarı film izlemişim. Beğendiklerimi biraz detay vererek yazacaktım ama sanırım yazmam mümkün olmayacak. Onun yerine bu yıl izlediğim filmler içinde 60 üstü puan verdiklerimi yazmaya karar verdim. Öğretmenken de bol bol not dağıtan bir tiptim :) Film puanlama konusunda da öyle olabilirim. Oyunculuklarını beğendiğim, konusuna bayıldığım, müziklerine hayran kaldığım filmler var bunların arasında. Bazıları ise sadece düşündürerek bile hayatımda yer etmeyi başardılar.

Bu yıl ben bunları sevdim:

(Bunların kimi çok eski filmler, ben bu yıl izledim.)

The Hobbit: An Unexpected Journey (ehehe)

Agora (Hypatia'nın etkileyici hikayesi ve Rachel Weisz'ın oyunculuğu Amenabar'ın yönetmenliği ile birleşince... Yılın en başında izledim, etkisi hala taze.)

Submarine

Hysteria (Sevimli adam-komik konu-sevimli film)

Moneyball (Bu yıl en çok beğendiklerimden.)

Serendipity (Ahhh, böyle şeyler neden gerçek hayatta da olmaz ki?!)

Copying Beethoven 

The Rum Diary

Goethe!

Hugo (Ne güzelsin!)

Sztuka Spadania 

The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (İçinde yaşamak istediğim kısa film!)

Les enfants du Paradis

Une Vie de Chat

It Might Get Loud (Tekrar tekrar izlemelik!)

Poulet aux Prunes (Bu yıl en çok beğendiklerimden bir diğeri.)

Intouchables (Bu da o en çok beğenilenlerden. Çok iyiydi her şeyiyle.)

Un Monstre à Paris (Paris sokaklarında sevimli işler dönüyor! Çok tatlı bir animasyon.)

Allegro (İyilerden biri daha... Konusunu sevdim en çok.)

Juno 

Shine a Light (Scorsese'nin gözünden The Rolling Stones! İzlenmez mi hiç...)

Mia Aioniotita Kai Mia Mera (Bir şey yazmaya gerek var mı?) 

The Whistleblower

The Untouchables (Çok iyi. Geç kalmışım...)

Happythankyoumoreplease (Tatlı karakterlerle dolu, insanı mutlu eden bir film. )

Death at a funeral (2007 tarihli olanı izleyiniz, 2010 yapımı olanı değil.)

Goodbye Bafana (Çok etkileyici ve çok iyilerden bir diğeri)

Abre Los Ojos (Bu da yukarıdaki gruba dahil.)

In Bruges ( BlueSilence tavsiyeleri serisinin ilki :) Ayrıca iyiler grubuna dahil.)

No Man's Land (Bu da yukarıdakilerden.)

Cold Souls (Paul Giamatti filmlerini sevdiğimi fark ettiğim yıl oldu 2012. Farklı konusu, arada kendisini gösteren canımız Claire'imiz Lauren Ambrose ile bu filmi de sevdik.)

La Môme (Aaaaah deyip başka bir şey demesem... Nasıl güzelsin be film! Nasıl güzelsin be Marion Cotillard, özellikle bu filmde! Edith Piaf içinse söyleyecek tek sözcük bulamıyorum şu an...)

Girl with a pearl earring

Le Concert (Bu yılın en sevilenlerinden bir diğeri bu. Biraz hüzünlü, biraz komik. Çok güzel.)

Into the wild (Söylenecek çok şey var ama aynı zamanda söylenecek hiçbir şey yok. Çok...)

This must be the place 

Moonrise Kingdom

The Angels' Share (Ruby Sparks'a bilet bulmaya çalışırken bulamayışımız, sadece bu filme bilet kalmış diye "e hadi gidelim bari" deyip gidişimiz... Filmi çok sevişim. Üstelik 1 ay kadar sonra izlediğim Ruby Sparks'ı bunun yarısı kadar bile sevmeyişim... Hayat böyle, üzüyor gibi görünürken güzel şeyler yapıyor bazen.)

Sideways (Hoş bir tesadüf içeren -tesadüf?- bir tavsiye üstüne izlediğim ve yine sevdiğim bir başka Paul Giamatti filmi.)

Seeking a friend for the end of the world (Hayata dair bir sürü şey düşündüm bu filmden sonra ve belki en çok bu yüzden sevdim.)

O Ano em Que Meus Pais Sairam de Férias ("Seveceksin" demişti zaten... Çok sevdim!)

Another year (Bu filmin en güzel tarafı sakinliği mi, gerçekliği mi yoksa karakterleri mi karar veremiyorum...)

Adam (Güzel adam-güzel hikaye-güzel film. Hugh Dancy'nin kulüpçe hastasıyız!)

Le Havre (Hafızamın oynadığı minik bir oyun sonucu bir başka tavsiye yerine bu filmi izledim. Henüz tavsiye edileni izleyemedim ama bunu iyi ki izlemişim. Basit şeyler anlatır gibi görünürken aslında çok şey anlatan, insanı sıkmayan ve yormayan sakin bir film.)

La science de rêves (Çok güzel iki insan, farklı ve keyifli biraz da masalsı bir hikaye.)

To Rome with Love ("Kendini tekrar ediyor" tamam, kabul. Ama karakterleri bu kadar "gerçek", detayları bu kadar "güzel" çizen kaç senarist kaç yönetmen var? Midnight in Paris değil elbette ama keyifle izledim.)

Away we go (Güzel müzikler, güzel insanlar, sakin ve tatlı bir hikaye...)

Looper (Olmuş!)

Starbuck (Ben uzun yıllardır hiçbir filme bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Bayıldım!)

Zamani Barayé Masti Asbha ("Gerçek")

Ladri di Biciclette (Geç kalınmışlardan bir diğeri, iyi ki tavsiyeler var...)

Le Moine et Le Poisson (Güzel bir kısa film daha)

The horribly slow murderer with the extremely inefficient weapon ("Sinir bozucu komik" denen bir şey yok ama olsaymış işte bu olurmuş. Kaşıklı katil ile kurbanının kovalamacasını anlatan bir kısa film. Çok güldüm.)

La luna (Sevimli bir kısa film. Fazlasıyla sevimli.)

Salmon fishing in the Yemen 

Sleepwalk With Me (güldüm, kızdım, üzüldüm, sevdim...)

La Cité des enfants Perdus (Film kulübümüzün son haftaki filmi. Nasıl da güzeldi!)

Upside Down (Bu ara en çok farklı konular işleyen filmleri seviyorum. Tutarsızlıklar ve mantık hataları bulmanız mümkün ama kimin umurunda? Aşkın neleri yendiğini neleri yenemediğini tekrar tekrar izledik bunca yıl. Benzer konular, benzer filmler... Peki acaba aşk yer çekimini yener mi?)

Anna Karenina (Tolstoy'un en sevdiğim yazarlar listesinin tepesindeki değişmeyen yeri, bu romana olan aşırı sevgim ve önceki uyarlamanın rezilliği gibi sebeplerle önyargılıydım bu filme karşı. Filmden söylene söylene çıkacağımı hayal ettiğimi inkar edemem. Ama beklediğim gibi olmadı! 2013'te daha detaylı yazacağım bunu...)

Le Fate Ignoranti (Bu filmi izlemeyi bu zamana kadar ertelediğim için kendimden utanıyorum.)

Invention of Love (Güzel kısa filmlerden bir diğeri...)

Brave (Sevimli misiniz, nesiniz?!!)

The Avengers (Ben izlerken eğlendim.)

The Dark Knight Rises (Batman'i seviyorum, evet. Hatta en çok onu seviyorum. )

Dancer in the Dark

Melancholia

Ruby Sparks (Hikayenin güzelliği beklentilerimi bu kadar yükseltmeseydi daha çok sevecektim filmi ama sanki daha iyi olabilirdi...)

10 things I hate about you (Heath... Başroldeki 3 kişinin birbirine kardeş gibi benzemeleri de filmden aklımda kalan önemli bir detay. Bir de sahada şarkı söylediği bölüm var. Neyse...)

Biutiful

Easy A ("İyi" midir bilemedim ama izlenir.)

50/50

Northanger Abbey

Becoming Jane

Sherlock Holmes: A Game of Shadows (Çok sevdiğim bir diğer adam!)

Extremely Loud & Incredibly Close (Kitabın yanında film hiçbir şey değilmiş, biliyorum. Henüz kitabı okumadım, filmiyse sevdim. Tom Hanks sevgimin de bunda etkisi olabilir.)

Bébé(s) (Çoluk çocuğa karışma yaşımın geldiğinin kanıtı bu! 4 bebeğin farklı ülkelerde ve çok farklı şartlarda geçen hayatlarını izlerken yüzümün aldığı şekilleri görmenizi isterdim. Çocukları seviyorum, ne kötülük var bunda? Benim de bir tane olsa "hayır" demem hatta. Ya da 2 tane... Neyse...)

Le Tableau (Sınıf ayrımının bir tablonun içine sıkışmış hali; nefret, merak, aşk... Her şeyden biraz biraz. Hayatın içinde olan her şey resmin içinde!)

Ara (Bu yıl fazla Türk filmi izleyememişim, kendime not: "Gelecek sene açığı kapat!". Ara iyiydi...)

1 kişi de demiş ki:

a. dedi ki...

Sevdiğim şeyleri içinde gördüğüm, sadece onları değil tabii zamanında sevip izlediğimi unuttuğum şeyleri de gördüğüm ve bundan dolayı mutlu olduğum bir liste bu :)(anlatım bozukluğuna örnek teşkil edebilecek cümlemle gelirim sana :D) İzlemediklerimi de ön sıralara almaya karar verdim bu sebeple. Çok yararlı bir yazı olmuş, hoşça kal :p

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?