2 Şubat 2013 Cumartesi

Özetmiş gibi düşünelim


Ne zaman can sıkan bir şey olsa, kendimi güçsüz hissetsem ya da daha kötüsü yanlış yerde ve yanlış zamanda bulunduğum hissine kapılsam Kinyas ve Kayra'nın aynı cümlelerini tekrar ederken buluyorum kendimi:

"Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiçbiri olmadı. Hepsi dar geldi. İnansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim..."

Buraya varınca geri dönüyorum:

"Varlığıma nedensizlikten delirdim ben..."

Tekrar ediyorum fark etmeden başka bir şey düşünmeye başlayana kadar.

Mutluyken ellerim ceplerimde, kulağımda Cenk Taner, deniz kokusunu içime çekerek yürüyorum ya da tam tersi, bunu yaparken mutlu oluyorum. Güzel şeyler geçiyor aklımdan. Şarkıya eşlik ediyorum:

"Hayat iyidir, iyi."

Yeni Türkü şarkıları söylüyorum sabahları. Geceleri şiirlerle dolduruyorum aklımı.

Taa ortaokul yıllarında (ilköğretim neslinin ilkine mensubum aslında ama dilim alışamadı 6-7-8'e "ilköğretim" demeye.) yarım yamalak ezberlediğim bir şiirle başlıyorum hep:

"Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor..."

O bitiyor, birkaç ay önce öylesine bir zamanda karşıma çıkıp aklımda yer etmiş dört dizeye dönüyorum:

"Şimdi bir senin yanında iyi oluyorum
Başka hiçbir yerde değil
Bu korkutuyor beni
Hem mutlu ediyor."

Bakıyorum mutsuzluk tekrarımı özlemişim, mutluyken de tekrarlasam ne olur ki deyip başlıyorum:

"Varlığıma nedensizlikten delirdim ben..."

Hiçbir delinin delirmekten korkmayacağı aklıma geliyor, gülümsüyorum...

Bazı sabahlar "I've got the world on a string, i'm sitting on a rainbow" diye kalkıyorum yataktan, dans ettiğimi hayal ediyorum. Arada fark etmeden Let it snow'a geçip onunla devam ediyorum.

Bitki çaylarının her birinin kokusuna ayrı bir hikâye yazmayı hayal ediyorum bir de. Hikâyenin kokularla değil yaptığı çağrışımlarla ilgili olacağını fark edince vazgeçiyorum. Çağrışımlarla ilgili yazmak istesem yazarım zaten değil mi? Kokular olsun istiyorum sadece, olmuyor. Yolunu bulurum belki bir gün...

Ortaköy'de bacaklarımı uzatmış denizi izlerken hayal ediyorum bir de kendimi. Sakin sakin... Sanki çok sık yaptığım bir şey değilmiş gibi. Hava durumundan saatin kaç olacağına, üzerime ne giyeceğimden yanımda kimin olacağına kadar bütün detayları düşünüyorum. Sadece bu görüntüye hangi müzik yakışacak ona karar veremiyorum.

1 ay sonrayı merak ediyorum, 3 ay, 5 ay, 9 ay... 

Yapılacak her şeyi bitirdiğimde başa dönüyorum. Şiirleri tekrarlıyorum, varlığıma nedensizlikten deliriyorum, "hayat" diyorum "iyidir, iyi", hem zaten "i've got the world on a string"...

Bunların arasında normal hayatıma da devam ediyorum elbette, hepinizin yaptığı şeyleri yapıyorum ama ne gerek var bahsetmeye.




(2 Şubat, sabaha karşı.)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?