23 Şubat 2013 Cumartesi

Pics or it didn't happen!



Özellikle forum zamanlarının internet kullanıcıları "pics or it didn't happen"ı çok büyük ihtimalle hatırlayacaklardır. (Elbette daha öncesinin de. Ama bu ara eskisi kadar kullanılmıyor sanki.) Başınıza gelen bir şeyi yazarsınız, hikayeniz içinde inanılmayı güç kılacak ne kadar çok öğe barındırıyorsa bu ifadeyi duyma ihtimaliniz o derece artar.

Bilmeyenler için olayın özeti şöyle yapılabilir: Yazdığınızı okuyan kişi olayı abartılı bulmuştur ya da inandırıcı bulmamıştır ve kanıt ister. Bu kanıt çoğunlukla fotoğraf, ara ara video olur. İşte bu kanıt isteme durumunda bu ifadeyi kullanır karşıdaki.
( http://www.urbandictionary.com/define.php?term=pics%20or%20it%20didn't%20happen )

Bir süredir hayatımızın tamamı buna dönmüş durumda gibi geliyor. Attığımız her adımı görüntülü olarak kanıtlama ihtiyacı duyuyoruz. Üstelik bazılarını sadece göstermek için yapıyor gibiyiz. 

Geçen yaz şahane bir tarihi mekanda sadece kendilerinin gözüktüğü fotoğraflar çeken ve mekanı da zaten yalnızca fotoğraf çekecek yerler bulma amacıyla gezen insanlarla geçirdiğim 2 saatin ardından epey sinirli bir yazı yazmıştım buralara ama şimdi arayamayacağım. Zaten mesajı aldınız. 

Fotoğraf çok güzel bir şey, yıllar sonra dönüp bakabilmek muhteşem her şeyden önce. Ama biraz abartmadık mı? (Yazan kişi tamamen kendini de dahil ediyor bu gruba. Başkasına laf atma amacı taşımıyor. Birazdan başkalarından bahsedecek ama...)

Bir grup insanın aralarında birbirlerinin her türlü paylaşımını beğenmek üzere özel bir sözleşme yaptıklarına dair çeşitli fikirlerimiz var. "Biz" diye bahsettiğim kişi grubu bu sisteme uzak kalmış bir grup insan. Hayatımda bir daha asla kek yemek istemememe sebep olacak kadar kötü görünen bir kek fotoğrafının altına "kuşum ellerine sağlık, çok süper olmuş, benim kankişim çok beceriklidir" filan yazan insanın samimi olduğuna inanmaktansa böyle bir sözleşmeye inanmak bize daha akıllıca geliyor zira.

İnsanların özel günlerine ait fotoğrafları, geçirdikleri güzel zamanlarda ya da gördükleri farklı yerlerde çekilmiş fotoğrafları konusunda söyleyecek tek bir şeyim yok. Onlara bakmak zaman zaman güzel bile olabiliyor. Ama "ufffsss sabah sabah yüzüm nasıl şişmiş, kahretsin yine çok çirkinim #girl #turkey #morning #ıdı #vıdı" şeklinde paylaşılmış ve "hayır bebeğim, sen hep çok güzelsin" yorumu almak amacıyla orada bulunduğu her halinden belli olan fotoğrafları paylaşan kişileri anlamaya çalışmak bile beynimi boşa yormak gibi geliyor. 

Tabii ki bunlar bile bir şey değilmiş aslında. Yılın en vıcık vıcık günü olma şerefini başka hiçbir güne kaptırmasına imkan olmayan o mübarek (!) günde gördüklerim bunlardan beterdi. Sevgililer gününde sevgi pıtırcıkları birbirlerine sürpriz yapmışlar, ne güzel. Ben o günden nefret ediyorum diye herkesin nefret etmesini bekleyecek değilim. Birbirlerine alınmış bütün özel hediyelerin fotoğraflarını gördük önce. Bu kadarla kaldık mı? Elbette hayır! Ardından saat ilerledi ve 2 kişinin arasında kalması gerektiği konusunda sanırım büyük çoğunluğumuzun hemfikir olacağı türde anlara ait fotoğraflar gelmeye başladı. Bununla da kalmadı tabii. Daha çok insan görsün diye bu tür fotoğraflarda o iki kişinin tüm arkadaşları etiketlendi. Ben de böylece arkadaşlarımın arkadaşlarının o günü nasıl geçirdiklerini öğrenmiş oldum şükürler olsun ki. Öğrenemeseydim neler olurdu düşünemiyorum (!)

"Pics or it didn't happen"ın biraz daha değişiği sayılabilecek şöyle bir durumumuz daha var: Facebook'tan duyurmadığımız (ya da insanların gözüne sokmadığımız) şeyler aslında yok hükmünde. Mesela eskiden ilişki resmileştirme (o neyse artık) sistemi şöyleydi: Kişilerin yaşları büyükse ailenin öğrenmesi önemli adımdı, yaşları küçükse kendileri yüzük alırlar, nişan töreni filan yaparlardı kendi aralarında. (burayı gülmeden yazamıyorum.) Şimdi en büyük adım Facebook'ta ilişki durumu değiştirmek. Değiştirme demiyorum, değiştir. Ama ölçüt bu olmamalı. Olmasın. Yanlış anlamlar yüklüyoruz önemsiz şeylere. Hoş değil.

Ne yapıyoruz kuzum biz? Bu işin daha nereye varabileceğini düşünüyorum da aklıma gelen şeyler hiç hoş şeyler değil. Özellikle bahsettiğim sevgililer günü fotoğraflarından sonra korkmaya başladığımı inkar edemem. Belki daha da vahimi yaptığımız pek çok şeyi sadece bir yerlerden paylaşmak ya da insanların gözüne sokmak için yapar hale geldik. (Sanki insanlar bunu umursuyormuş gibi...)


Bu ara da buna sardım, evet. Çevremdeki insanları mı yanlış seçiyorum yoksa artık herkes mi böyle oldu diye düşünüyorum. Herkesin böyle olduğuna inanmak istemiyorum! Hala mevcut bir şeyleri öncelikle kendisini mutlu etmek için yapan insanlar... Fotoğrafını paylaşmadan yemek yiyebilen insanlar var. Facebook duvarlarına vıcık vıcık cümleler yazmadan aşık olabilenler bile var. Hayat bir yerlerde hala olması gerektiği gibi...


(Aklıma gelmişken, lisede öğretmen olduğum dönemde sınıfımdaki tüm kızların tek taş denen şu yüzüklerden taktığından bahsetmiştim di mi? ahahaha.)

(Görseldeki arkadaş kimdir, neyin nesidir, bu tweetleri ne niyetle yazmıştır bilemem. Ama anlatmak istediğim şeye çok uygun olduğunu düşündüm.)

Not: Abartanlardan bahsettiğimi eklememe gerek var mı? Her tarafımız fotoğrafla dolu olmasına rağmen seviyorum fotoğraf görmeyi ama... Bir "ama" var işte...

2 kişi de demiş ki:

victorvandort dedi ki...

Şimdi Selin Hanım, genel olarak bu yazınıza katılmakla beraber (insanların her yaptığını diğerlerinin gözüne sokma isteği, tarihi alanları fon olarak kullanma vb.) insan denilen canlı türünü o kadar ciddiye almama ve değer vermeme taraftarıyım. Sonuçta bu dünyaya iyilik mi kötülük mü getirdiği tartışılabilir bir canlıdır. İnsan olmasa dahi bu dünyada yaşam bi şekilde olacak ve devam edecekti. Tüm bu yaptıklarımız bu tarih denilen olgu, yapılar, okunan ve yazılan kitaplar ve üretilmiş diğer şeylerin bir illüzyon olduğunu düşünüyorum zaman zaman. Hep böyle düşünemiyorum ama, sonra geçiyor :) Emin olduğum kısım ise insanlarda dahil olmak üzere dünyada üretilmiş şeylerin çok büyük kısmının çöp olduğudur.

Cessie dedi ki...

Ben 500 tane fotoğrafı çekilmiş çok "mutlu" anların hep "mutlu gösterilen" anlar olduğunu düşünürüm. Yahu düşünün bir, mesela arkadaşlarınızla toplanmış, kahkahaların havalarda uçuştuğu bir muhabbet içindesiniz. Kimin aklına gelir "hadi bu anı 500 fotoğrafla ölümsüzleştirelim" demek? Ben sadece sıkıldığım anlarda çekerim fotoğraf... Hadi çok güzel bir anı ölümsüzleştirmek adına bir fotoğraf çekilir, iki fotoğraf çekilir ama bir akşamı yüzlerce fotoğrafla gözümüze sokan insanlar var. Hiç birinin o fotoğraflardaki kadar eğlenceli tipler olduğuna da inanmıyorum. Kendi arkadaşlarımdan biliyorum çünkü. Tam oturduk eğlenceli bir şey yapıyoruz, "Ay hadi fotoğraf çekeliiim!" E çekelim. Ama bir tane çekelim. Hadi 5 tane çekelim. 90 tane çekmeye gerek yok!

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?