2 Mart 2013 Cumartesi

Ne desek bilmem



Bu ara tüm insanların sözleşmiş gibi her konuşmalarında aynı sözcükleri kullandıklarını fark ettin mi? Aynı şeylerden bahsettiklerini? Bahsettikleri bu döneme ait şeyler de değil oysa, nefes almak gibi hayatın her an içinde olan şeyler. Sen hiç nefes almak üstüne saatlerce konuşan insan gördün mü? Göremezsin değil mi? Hah işte, ben de onu diyorum ya.

Aynı insanlar yine aynı konuşmalarında belli isimleri kullanıyorlar sanki özenle. Hangileri olduğunu söylemem. Belki ben sadece onları duyuyorum, bilemedim ki.

Tuhaf şey. Kaç milyon isim var kim bilir dünya üstünde. Aslında hiç biri yokmuş gibi.

Birkaç gün önce iki kişi bana heyecanla bir şeyler anlatmaktayken dalmış gitmişim boşluğa. Neden sonra benimle konuştuklarını fark ettim. Başımı salladım, bekledikleri tepki oymuş iyi ki. Ya ne deseydim? "Aklımın içindeki seslerden sizinkini duyamadım" mı? Olmaz öyle.

Kafamın içindeki seslerin güzel şeyler söylediğinden bahsetmiş miydim? Bu dalgınlıklar hep kötüye yorulur ya hani, öyle değil işte. Ara ara gereğinden fazla karamsarlaştığımı da inkar edecek değilim. Kendime yalan söyleyemedikten sonra başkasına söylemenin bir anlamı var mı ki...

Yaptığım ve düşündüğüm şeylere inanamıyorum bu ara. Kafamın içinde başka biri var ve tüm düşüncelerimi o kontrol ediyor sanki. İyi yapıyor. Eskiden de böyle mi olmuştu yoksa ben yeni bir boyut mu kattım bu hisse bilmem. Öğreniyorum.

Güzel bir şey aslında anlatmak istediğim ama sözcüklerin etrafında dönüp dolaştığım için hiçbir şey ifade etmiyor cümlelerim. Kızma bana okuyucu, her şey zamanla...

Yazmaya çalıştığım bir şey vardı, anlatamadım. Sonra anlatmak istediğim o şeyle alakalı tek bir dize geldi aklıma: "Adın her sabah uyandığımız gökyüzünün yerini aldı". Bence böyle bitsin bu yazı:


"Adın her sabah uyandığımız gökyüzünün yerini aldı
Hangi su olursa olsun
Yeşil sen bakınca.
Her gün sen baktıktan sonra
Bu kadar güzel
Bu gökyüzü."
(İlhan BERK)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?