5 Nisan 2013 Cuma

Kısacık-39


* ... dedi insanlar internetten aldıkları yetkiye dayanarak.

* Sinir olduğum milyonlarca şey listesinden 1 örnek:
Karşıdakini kızdıracağını bildiğiniz şeyleri ısrarla söyleyip tepki aldığınızda "şaka yaptım, sen de şakadan anlamıyorsun" diye karşı saldırıya geçmeniz. (Kavgada söylenmez diye tabir ettiğimiz şeyler arkasından "şaka yaptım" deyince sorun ya hani...)
Yapmayın arkadaşlar lütfen. Bak lütfen diyorum. Hı hı.

* "Değerinizi insanların sizin hakkınızdaki düşünceleri belirlemesin" dedi adam.

* "x candır" kalıbını sevmiyorum ama yerini tutacak güzel ve kısa bir şey de bulamıyorum.

* İyi çalıştığımda ödül olarak film izliyorum, hiç çalışmadığımda da "bugün hiçbir şey yapmadım, film izleyeyim bari" diyorum. Tuhaflık mı var? Yok canım, size öyle gelmiş!

* En sevdiğim (!) insanlar arasında twitter tespitçileri yer alıyor, bir de ilişki aforizmacıları. Sanırsın ki dünyadaki bütün kadın/erkeklerle ilişki yaşamışlar da bu kadar rahat genelleme yapabilir olmuşlar. 22-23 yaşında insan o güne kadar kaç ilişki gördü de bu kadar rahat genelleme yapabilme kudretine erişti diye deli gibi merak ediyorum. Neyse ki merak edecek daha önemli şeylerim var da 1-2 dakika süren merak sonunda konuyu unutuyorum.

* Tespitçilere dönelim. "Bütün kadınlar...", "Bütün erkekler...", "Bütün orangutanlar..."
Demek ki "bütün" hepsini tanıdın sen bunların. Ne hoş, aferin.

* Günün tespiti bütün kadınların 30 yaşında bile lise aşklarını takip ettiği, sosyal platformlarda bulmaya çalıştığı şeklinde. Okuduktan sonra lisede kime aşık olduğumu bile hatırlayamadım. Çok olduğundan değil, sadece 1 taneydi, buna rağmen hatırlayamadım. Öncelikle üstünden epey zaman geçti, üstelik o zaman çocuk olduğumun ve hissettiğimi sandığım şeylerin bir önemi olmadığının uzun zamandır farkındayım. Bu saatten sonra o adama ulaşmaya çalışıp ne yapayım veya ne yaptığını neden merak edeyim. Hah bak, yalan oldu senin genelleme.

* Keşke hayatımızdan çıkardığımız (ya da kendi istekleriyle çıkan) insanlarla bir daha asla yolumuz kesişmese. Facebook'ta arkadaş önerisi olmasalar, yolda karşılaşmasak, numaraları telefon rehberimizde kalmasa, ortak tanıdıklarımız yok olsa bir anda...

* Hakaret etmeyi eleştirmek sananlar var ya hani, başka biri sevdikleri şeyleri gerçekten eleştirdiğinde verdikleri cevap da saldırı şeklinde oluyor. Bitsin lütfen. Büyüsünler. (Sonra karşıdakine "eleştirmeyi bilmiyorsun aptal şey" diye saldırmaları da bitsin tabii.)

* Etrafınızdaki 2-3 kişinin gazına gelmeyin çocuklar. Hiçbiriniz (hiçbirimiz) 25 yaşındayken 40 yaş olgunluğuna filan sahip olmuyoruz. Hatta bazılarımızın "gerçek yaşı - 10 = davrandığı yaş". Acı ama gerçek.

İmza: Bir dost.

Tabii bunu söylersem "bir düşman" diye algılanırım ama bir dost olayı da zaten böyle bir şey değil mi...

* "Ben tam yaşımın insanıyım" diyen bir kişi bile görmedim. Varsayalım ki hepimiz yaşımızdan olgunuz. Ne âlâ... Ama yaşının gerektirdiği gibi davranmayı beceremeyen ve en az 10 yıl geriden takip eden insanlar biliyorum ben. Onlar neyin nesi? Sorunca "ben çok olgunum" diyor onlar da...

* Yakaladığımız yalanlarının sayısı 3 basamaklılara doğru ilerleyen biri bir gün "herkesi kendim gibi dürüst sanıyorum" demişti. O günden beri "Herkesi kendim gibi X sanıyorum" kalıbını duyduğum an çok kötü şeyler düşünmeye başlıyorum.

* Hannibal ve Bates Motel başladı. Sonra "Vay efendim ben görmedim, duymadım" filan istemem. Duyuruyoruz işte.

* Facebook'ta yemek tarifi sayfaları paylaşmaya başlayanların 1-2 ay sonra evlilik haberi vermesi, bebek ürünleri beğenip ebeveynliğin kutsallığı ve önemi üzerine binlerce kez aynı şeyleri paylaşanların da birkaç ay içinde anne-baba olması tabii ki tesadüf değil.

* Bu konuda tuhaf bulduğum nokta şu: Anne/baba olmanın zor ve çok önemli bir iş olduğunu ben şu an biliyorum mesela, bu tür paylaşımları bugün de yapabilirim. Ama bunu bugün değil de kendim anne/baba olunca ya da olmaya yaklaşırken yapmaya başlıyorsam "bakın önemli bir iş yapıyorum, bana saygı duyun" mesajı veriyor olmuyor muyum? (Bunu yapmayan anne/baba adayları da var, canlarım!)

* Karakterleri 30'lu yaşların ortalarında olan duygusal komedi filmlerini izlerken eğlenmeye başlamam acaba yaşlanmamla mı alakalı...

* Ağaçların altında yürümediğim, rüzgârı hissetmediğim, Kadıköy'de ya da Büyükada'da olmadığım, çimlere yayılmadığım her gününden pişmanlık duyduğum mevsim: ilkbahar.

* Şu:


* Facebook'ta tamamen zorunluluktan arkadaş olduğumuz insanları biz sevmiyoruz ya, eh onlar da bize bayılmıyor bence. En azından benimkilerin beni sevmediklerini biliyorum :) Niye arkadaşız öyleyse yahu?!

* Yazı biterken bu çalıyor buralarda:  http://www.youtube.com/watch?v=P2DmQMpdTKg


0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?