27 Nisan 2013 Cumartesi

Liebster



Pek çok sevdiğimiz tatlı insan Meldacığımız mim göndermiş ve demiş ki yazıda bu görseli paylaşın, kendinizle ilgili 11 gerçek yazın, benim 11 soruma cevap verin ve kendini 11 soru sorun. Herkes hazırsa başlıyorum.

Gerçekler:

1- Çevremdeki insanların büyük çoğunluğundan çok daha fazla sevdiğim dizi/film/kitap karakterleri var.

2- Tanıdığım insanlar beni tanımlamaya kalktıklarında çok farklı şeyler söyleyebilirler, çünkü ben karşısındaki kişiye göre davrananlardanım. Bu yüzden kimisi için sakin, nazik filan bir insanken kimisi için ruh hastası olabilirim. Bazen kendimi yanlış tanıttığım düşüncesine kapılıp üzülüyorum ama herkese karşı aynı olan insanın samimiyetsizliğini düşününce üzülmekten vazgeçiyorum. 

3- Selin'in en uzak arkadaşı da en yakını da "Selin deyince aklına ne geliyor?" diye sorarsanız aynı şeyleri sıralar. Bunu seviyorum bak. Sevmediği şeyleri seviyormuş gibi yapanlardan olmadığımın kanıtı gibi. (Ah yine kendimi övüyorum gibi oldu, merhaba ben kurufasulye ve şu an kendimi nimetten sayışıma şahit oluyorsunuz.) 100 kişiye sorun 5 popüler cevap arayın, ilk alacağınız cevap Selin'in taraftarlığına dair olacaktır. İkinci cevap çok büyük olasılıkla kitaplarıdır. 3. cevap müziktir. 2 ve 3 yer değiştirebilir. 

4- Kitaplarımdan "çocuklarım" diye bahsetmeme sanırım alışıldı. Kimse yadırgamıyor artık.

5- Sürekli kendisini anlatan insanı dinlemekten daha yorucu bir şey varsa o da sürekli tanımadığın insanların başından geçenleri sana anlatan insanı dinlemek olabilir diye düşünüyorum. Sıkılıyorum, dinlememek için bahaneler arıyorum. Bazen bulamıyorum. Kendime acıyorum.

6- Eğer bu blog bir defter ya da ona benzer bir şey olsaydı çoktan yakılmıştı. Geçmişi özlememle geçmişe tahammül edememem arasında ince bir çizgi var. Bir anda çizginin diğer tarafına geçiyorum. Aaa bak geçmişim yine.

7- Oğlak burcuyum, takıntılarım var, kuralcıyım, OCD sahibi olma ihtimalim yüksek. Kötü biri sayılmam, bence asıl önemli olan bu.

8- Bir şeyleri (ya da birilerini) severken dozunu fena kaçırıyorum, abartıyorum, çok abartıyorum. İşin tuhaf tarafı sevgi dolu biri de değilim bence. Belki yanılıyorum. Belki de fazlasıyla sevgi doluyumdur ve bu sevgiyi çok az şey arasında paylaştırdığım için kişi başına fazla sevgi düşüyordur. 

9- Hayatın en çok belirsizliğini seviyorum ama en çok da belirsizliğinden korkuyorum. Tuhaf bir ilişkimiz var belirsizlikle.

10- Kafamın içinde çok güzel şeyler var bu ara.

11- Çocukluğumu özlemiyorum. Çocukluğu özlemekle ilgili bitmez bilmeyen geyiklerden sıkılıyorum. 90'larda çocuk olmaya dair geyiklerden bahsetmiyorum bile. 

ve geldik Meldacığımın sorularına!

1- Favori dizi/film/kitap karakterlerin kimler?

Ummmmmm. "EN"li sorulara cevap vermekle ilgili sıkıntılarım var benim. Birini düşünürken öteki aklımın bir köşesinden başını uzatıyor "Peki ya ben?" diyerek. Karar vermeye çalışırken bir de bakıyorum ki listem uzamış gitmiş.

Dizi denildiğinde Fisher ailesini apayrı bir yere koymakla birlikte içlerinden bir isim seçebilirim: Claire Fisher.
Ama canım doktorum, şu ara en çok özlediğim 2 insandan biri olan House'u ayıramam. Ne bileyim Desmond Hume dersen onu da ayrı tutamam. Sonra aklıma canım meleğim Castiel gelir, gülümseme sebebim! Hepsini geç Chandler mı Joey mi, ona bile karar veremedim ki senelerdir. Chandler, yok yok Joey, ama Chandler, peki ya Joey...

Kitap karakterinde en sevmediğimi hemen söylerim: SELMA. Ama en sevdiğimi nasıl seçebilirim bilemedim. 14 yaşından beri aşık olduğum Mr. Darcy ile 18 yaşından beri aşık olduğum Robert Langdon var mesela ve muhtemelen ikisini sonsuza dek seveceğim. Geri kalanların hepsini eledik bir şekilde diyelim. Bu iki adam arasından seçim yapabilir miyim... 

-YAPAMADI-

En sevdiğim film karakterini son zamanlardan seçeceğim ve daha fazla düşünmeden öteki soruya geçeceğim.
Martin Freeman canım Bilbo Baggins'ime dönüşünce ortaya öyle şahane bir şey çıktı ki bu sorunun cevabı olmak onun hakkı! (Dönüşmek evet, rol yapmak değil. Adam bir hobbit olarak doğmuş belli ki.)

2- Biriyle tanışmak için ilk söyleyeceğin cümle ne olurdu?

Merhaba, ben insanlarla tanışamayan, onların gelip kendisiyle tanışmasını bekleyen insan. Kendini beğenmişlikten mi yoksa mizantropluktan mı emin değilim.

3- Çocukluğunda hiç evden kaçtın mı?

Hayır. O zaman da attığım her adımın bana getirebileceği her şeyi düşünüyordum ve bütün manyakça şeylerden kendi rızamla vazgeçiyordum. Sıkıcı bir çocuktum ben. Çocuk bedeninde kocaman insan belki...

4- Hiç celebrity crush'ın oldu mu, odanın duvarlarına posterlerini astığın, dergilerden resimlerini kesip dolaplarına yapıştırdığın bir ünlü oldu mu?

Offf, hangi birinden başlasam şimdi.
Odamın duvarlarının posterden gözükmediği yıllar oldu, ama celebrity crush durumundan değildi. Hepsi Fenerbahçe ile alakalı şeylerdi. Dergilerden resimlerini kesip dosyalarda sakladığım, kitaplarımın arasına filan koyduğum adamlar listeme tabii ki Burak Kut ile başlamalıyız. Yaş:7 (Biraz erken başlamışım, ne var?!)
Orlando Bloom aşkımdan daha anlamsız bulduğum şey kesinlikle Ben Affleck aşkımdır. Pearl Harbor bitiminde sinemadan böyle bir aşık çıktım ve birkaç ay sürdü. Bir ara Matt Damon'a aşıktım. Bir ara Brad Pitt vardı. En son Johnny Depp'e sarmıştım. Şimdi etrafıma bakıyorum da, galiba şu anki celebrity crush'ım Homer Simpson. Odanın her tarafında bir Homer bulmak mümkün :) 

5- İzlemediğin/dinlemediğin/okumadığın için utanç duyduğun filmler/diziler/sanatçılar/gruplar/kitaplar hangileri?

Bu sorunun cevabı olabilecek kitaplarım ve filmlerim var. Utanç duyma sebebim yıllardır elimin altında olmaları, buna rağmen benim okumamış/izlememiş olmam. Bir gün onlara sıra gelecek. İnşallah. İnanırsak olur belki...

6- Eğer gece yolda yürürken takip edildiğini hissedersen ne yaparsın?

Daha hızlı yürüyüp uzaklaşmaya çalışırken bir yandan da peşimdekini nasıl dövebileceğimin planını yaparım. Birden dönüp arkamdakine bağırmaya falan başlayabilirim. Stres altında çok saçma işler yapabiliyorum.

7- En sevdiğin grubun konserindeyken solist seni sahneye davet edip istediğin şarkıyı söyleyebilirsin dese hangi şarkıyı söylerdin?

Melda'nın blogundaki yazıyı okuyup sorulara kafamdan cevap verirken buna "comfortably numb" demiştim ama yazmaya başladığımda fark ettim ki "brain damage"ı söylermişim. 

8- Hiç arkadaşların tarafından yargılanıp dışlandın mı?

Uyumsuz bir çocuktum. 3-4 ayda bir "en yakın arkadaşım" dediğim insan değişirdi, üstelik eskisiyle tüm bağlarımızı koparırdık. Her seferinde ben birilerini hayatımdan atmamışımdır herhalde, zaman zaman birileri de beni dışlamıştır. Hatırlamıyormuşum yahu, ne tuhaf. "Sen başka arkadaşın geldiğinde bizi unuttun, bizi yalnız bıraktın" diyen ikiz arkadaşlarımı hatırlıyorum. Sanırım o gün yaptıkları şey bir tür yargılama sayılabilir. Allah'ın şaşkınları, iki kişisiniz zaten, bana mı ihtiyacınız var? Allah Allah yaa!!

9- Yıl 1855. Nerede, ne yapıyor olmayı isterdin?

Avrupa'nın bir yerinde bilimle ilgili işler yapıyorum! Boş vakitlerimde uzun eteklerimi savura savura kalabalık meydanlarda dolaşıyorum. Tabii bu arada kılıç kullanmayı bilen bir adama aşığım. Ben böyle bilimdir filan uğraşırken kaçınılmaz son gerçekleşiyor ve "cadııııı!!!!" diyerek yakılıyorum :) 

*"Cadı"lar biraz daha eski tarihlerde daha çoktu elbette ama hayallerimiz tarihsel gerçekliğe uymak zorunda mı ki :)

10- Hayatının geri kalanını Mars'ta yaşamak ister miydin?

Şu şartlarım kabul edilirse olabilir bence:
1- Yanıma istediğim birkaç şey almama izin verecekler.
2- Yanıma istediğim kişiyi almama izin verecekler.
3- Özlediğimde geçici olarak geri gelmemi kabul edecekler.

Tamam derlerse gideriz, sıkıntı yok.

11- Yerinde olmak istediğin ünlü biri var mı?

Ünlü biri değil ama LOTR ve Hobbit yapımında çalışan herhangi biri olmayı isterdim. Bazı kitapları yazan, şarkıları yapan kişilerin de yerinde olmayı isterdim mesela.

Ben bu mime bir de soru eklemeye kalkarsam 1 ay daha taslaklarda kalacak. O yüzden canı yazmak isteyen olursa mimi alsın ve Melda'nın sorularını cevaplasın der bitiririm.

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?