13 Nisan 2013 Cumartesi

Mutlu bir sabahtan notlar

Sabahın oldukça erken bir saatinde Patti Smith'in sesiyle kendi beyaz tavşanımızın peşine düştük. Alice o kafaya gelmek için neler içti, neler aldı sanırım artık biliyoruz. Masalların gözüktükleri kadar masum olmadıklarını bildiğimiz gibi. Benim içtiğim tek şeyse kahve. Sütsüz-kremasız-şekersiz. Her zamankinden yani. Patti'yi bilmem. Harikalar diyarı mı? Başka nerede olabiliriz ki zaten?

Deniz kenarında bulduk kendimizi.
Patti ve ben.
Güzel bir kedi.

Biraz rüzgâr.
Parkta koşturan çocuklar.
Deniz kokusu, mis gibi! En güzel koktuğu zaman kesinlikle sabah saatleri...

Check-in yapmadık, fotoğraf çekmedik. Göstermedik, yaşadık!

Patti söyledi, ben eşlik ettim sessiz sessiz. Sabah güneşi altında parıldayan deniz, o mis gibi koku, o kedi. 45 saniye gibi geçen 45 dakika...

"Keşke"ler her daim anlamlı, üstelik uzun zamandır böylesine içten olmamışlardı.




When logic and proportion 
Have fallen sloppy dead
And the White Knight is talking backwards
And the Red Queen's "off with her head!"
Remember what the doormouse said:
"Feed your head!
Feed your head!"


2 kişi de demiş ki:

Sam Scarlet dedi ki...

şu şarkı, şu sözler, patti'nin coverlaması, ne diyeyim dünyadan öte şeyler her biri

Selin dedi ki...

Günlerdir evden ne zaman çıksam bu şarkıyı açıyorum ve geri dönene kadar başka hiçbir şey dinlemiyorum/dinleyemiyorum. Canım Patti!

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?