19 Mayıs 2013 Pazar

Kısacık-40


* "Çok yazayım da artık varlıklarıyla beni rahatsız eden yazılar geride kalsın" diyordum ya, şimdi diyorum ki "Çok yazayım da Joffrey aptalı blogu açar açmaz karşıma çıkmasın".

* Takvime baktım, mayıs hâlâ bitmemiş. Pis mayıs.

* Nisan ne güzeldi oysa. İlkbahar olduğunun farkındaydı. Bir de mayısa bak, kendini bir gün kış mevsiminin bir gün yaz mevsiminin bir ayı sanıyor!

* Ay sonu Google elimizden sevgili Google Reader'ımızı alacağı için kendimize yeni yerler aradık, bulabildiklerimizin en iyisi Bloglovin oldu. Dün geceden beri alışmaya çalışıyorum ama olmuyor. Lanet olsun Google sana, canımız Reader'ımızdan ne istedin?!

* Bakmak isterseniz: www.bloglovin.com
Blogumun bana ait olduğunu gösterebilmek için de bu sayfada bir yerlere bir link ekledim, beni orada bulmanız bir işe yarar mı gerçekten bilmiyorum ama bulmak isterseniz çekinmeyin, gelin.

* Her hafta kendime fırça atıyorum: "Hayır Selin, daha fazla film arama, önce izlemen gerekenleri bitir".
Her haftanın 2. günü kendimi yeni filmler ararken buluyorum.
Ne olacak böyle?

* Kendini "x'in hatunu", "x'in kadını", "x'in bebişi" falan gibi iğrenç şekillerde tanımlayan hemcinslerim var, evet kendileri hakkında söyleyecekleri en önemli şey bu. Bir yok olun canlarım ya, hadi bakalım. 3 deyince... Biiiiiirrrrr, ikiiiiiiii, üüüüüüçççççç.

* İnsanların çirkinliğinin sınırı yok, ne acı... (Dış görünüşten bahsetmediğimi söyleyeyim mi illa?)

* Kötü şeylerin daima birlikte gerçekleşmesi durumuyla ilgili biri bana bir açıklama yapsa keşke. Kötü bir şey olduğunda arkadan en az 5 kötü şey daha gelmesinin ne mantığı olabilir? İyi şeyler de böyle olsa ya. Her iyi şey yanında birkaç iyi şey daha getirse...

* Güzel şeyler:

Edith Piaf'tan Milord dinlemek.

Kitabı elinden bırakamadığın için sabaha kadar uyuyamamak.
Birini düşünürken telefonundan gelen sesi duymak ve ekranda o düşündüğün kişinin ismini görmek.
Uyandığında gördüğün mesajın reklam mesajı olmaması.
İnsanları önemsemek.
İnsanların seni önemsediğini bilmek.
Tek başınayken bağıra çağıra şarkı söylemek.
Kadıköy.

* Başkalarının kendini kandırmak için uydurduğu bahaneleri görünce korkuyorum, yoksa ben de?!

* Hem dini hem milli bayramların ben çocukken neye benzediğini düşündüm, sonra bugüne baktım. İleride bir çocuğum olduğunu düşündüm ve bayramların o zaman ne hal alacağını hayal ettim. Hiç hoşuma gitmedi.

* Yaz geldi, her gün biri evlenecek, her gün biri düğününe çağıracak, 3 günde bir birileri henüz evlenmemiş insanları birileriyle tanıştırmaya çalışacak. Başkasının düğününe gidip tepinmek kadar saçma bulduğum bir diğer şey büyük bir azimle etrafındakileri evlendirmeye çalışmak. Manyak mısınız? İçinize Esra Erol mu kaçtı?

* Attığı her adımda check-in yapan insanlarla hiçbir yere gitmek istemiyorum.


* Bu ara hayat fazla sıkıcı, fazla renksiz...

* Ben Selin, 27 yaşındayım, Da Vinci's Demons bağımlısıyım.

* Uzak bir yere gitmek istiyorum.




3 kişi de demiş ki:

kubilay dedi ki...

bloglovin önerisi için teşekkürler. google'dan kovulmadan istifamı sunup feedly kullanmaya başladım. google reader'dan takip edilen blogları içe aktarabiliyor, ayrıca chrome eklentisi filan da var. o da güzel, just in case.

serkan911 dedi ki...

a deli kız :)

Sam Scarlet dedi ki...

1- imdb'den yıllara göre film arama olayını izlenmemiş yüzlerce (evet yüzlerce) filmim olmasına rağmen yapıyorum, yapıyorum, yapıyorum, bu kesinlikle bir hastalık.
2-mesaj atıcam sana:)))
3-checkin insanlarının durumları çok acıklı. yazık. hiç ciddiye alamıyorum onları.
4-da vinci's demons ilk bölümde beni hayal kırıklığına uğratmıştı ama ben de bağımlı oldum resmen. her bölümde daha iyiye gidiyorlar.
5-gerçekten de bizim sıkıcı hayatların çaresi uzaklara gitmekmiş, gidince anladım.
6-öperim:)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?