31 Ağustos 2013 Cumartesi

Alıntı-22

Kitap şöyle bir alıntıyla başlıyordu:
Schopenhauer, "Bireyin Kaderinin Var Görünen Tasarımı Üzerine" başlıklı muhteşem denemesinde, belli bir yaşa geldikten sonra geriye dönüp baktığınızda, hayatınızın neredeyse tasarlanarak yazılmış bir roman kadar düzenli göründüğüne dikkat çeker. Dickens romanlarında kazara yaşanan ufak karşılaşmalar ve benzeri şeyler, aslında nasıl konunun ana öğeleriyse, hayatınızda da tıpkı böyledir, der. Bir zamanlar hata gibi görünen şeylerin, aslında yol gösterici krizler olduğunun anlaşıldığını söyler. Ve sorar: "Kim yazdı bu romanı?"
Bense birkaç ay önce şöyle yazmıştım:


Hayat tuhaf ama güzel bir tuhaflık bu. Bir şeyler hayal ediyorsun; günler geçiyor, durumlar değişiyor, insanlar geliyor, insanlar gidiyor. Olmuyor. Üzülüyorsun. Zaman geçiyor yine. Başka bir şekilde gerçek oluyor hayallerin. Geçmişteki anlamsız küçük parçalar anlam kazanıyor. Taşlar oturuyor yerine. Küçük mutsuz olayların sebeplerini görüyorsun. Diyorum ya tuhaf diye...
Bir akşam üstü Balat yolunda eski evlere bakarken fark ediyorsun bunu. Yol yazıları hakkında öğrendiğin o minik detayı hatırlayıp gülümsüyorsun. Minik minik olayları sıralıyorsun aklından ve nedenlerini çözüyorsun birden bire. Sonra gülüyorsun tabii. Komik işte. Hayat komik.
Juliet'in bir sezon finalinde "it worked" demesinin bir yıl sonra anlam kazandığı andaki mutluluğumun aynısıydı hissettiğim! "Sebebi buydu demek" dedim, "sebebi vardı demek..." 
Oldu bak.İşe yaradı.Aklımdan geçen şeylerin var olma sebebi o akşamüstü bana bunları düşündürmek değildi muhtemelen ama olsun.
"it worked"!


Aklıma geldi öyle...

Alıntının asıl kaynağı: Josh Campbell, An Open Life.
Benim alıntıladığım yer: Jeremy Dyson, Tekinsiz Kitap. (Domingo, Çev: Algan Sezgintüredi)
Yazıdaki "it worked" alıntısı Lost'tan. Yazının kendisi burada: http://slnnn.blogspot.com/2012/12/it-worked.html

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?