23 Kasım 2013 Cumartesi

Kısacık-44



* Goodreads'i kandırıyorum, okumakta olduğum kitap sayısı 6'dan fazla. Biri beni durdurabilir mi? Çok dağıldım!

* Yıllar sonra yeniden kütüphaneye üye oldum, okuma şenliğine katıldım, bir de tez derken okunacaklar durmadan çoğalıyor. Benim suçum yok. Sırayla okuyup bitirmek sonra yenilere başlamak varken hepsini aynı anda okumaya çalışmam ise tamamen benim hatam. Her şeyi aynı anda yapmak istiyorum bu ara.

* Yeni Türkü'nün güzelim şarkısı Fırtına çalıyordu Mephisto'da, dışarı çıkmak istemedim. Oturup eşlik etmek istedim.

Ne geçmiş tükendi, ne yarınlar
Hayat yeniler bizleri
Geçse de yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokaklar!

* Canım Beyoğlu'mu mahvetmek isteyen çirkin adamlara inat sen hep dur orada Mephisto!

* -mış gibi yaşayan insan var. Ne üzücü.

* Bir gün bir tanıdığım başka bir tanıdığım için "Google insanı o," demişti. "O nedir?" diye sorduğumda şöyle açıklamıştı: "İnternette yazışırken her şeyi bilir, çünkü sen bir konu açtığında hemen google'dan arar, öyle cevap verir. Yüz yüze geldiğinde anlarsın bir şey bilmediğini." Sonra bahsi geçen kızla yüz yüze geldik, bana bunları söyleyen insanın yanıldığını fark ettim. Normal hali daha da doluydu. O kız konusunda yanılmıştı ama o günden sonra bu tanıma uyan onlarca insanla tanıştım. Öyle sırıtıyor ki bu durum... "Bilmiyorum," deseler keşke. Daha çok saygı duysak...

* Taşlar alırdım küçükken gittiğim yerlerden, yere düşmüş yaprakları toplar saklardım. Şimdi neredeler acaba, aklıma geldiler gece gece.

* Her insana belli bir mesafede durmam gerektiğini biliyordum. Kimseye güvenin sonsuz olmaması gerektiğini, insanların dostluğunun sen ona fayda sağladığın sürece sürdüğünü biliyordum. Yine unutmuşum. Arkadaş seçemediğimi söylemiştim di mi?

* Hâlâ bunca şeye rağmen o insana kendini iyi hissettirmeye çalışıyorsam ben hak ediyorum bu muameleyi demektir. Aptallık bu!

* Priscilla Ahn'in sesinde huzur var.

* Gogol Bordello'nun müziğinde neşe var.

* Tom Waits'in sesinde aşk var.

* Bizi nereye götüreceğini bilmediğimiz sokaklarda yürüsek saatlerce, olmaz mı?

* Bugünlerde Happythankyoumoreplease gibi, Away We Go gibi, hatta You've Got Mail gibi bir film çıksa karşıma...

* Birine "x ünlüye benziyorsun," dediğinizde ilgili kişi hemen o x'e hayran oluyor. "Dünyanın en güzel kadını o yaa," diye bahsetmeye başlıyor. Tuhaf. Erkekler de bu durumdan hoşlanıyorlar ama nasıl dile getiriyorlar bilmiyorum. Bir gün bir arkadaşım başka bir arkadaşıma "Abartma ya, o kadar da güzel değil saydığın kadınlar ve hepsi sana benziyor. Onlar güzel olunca sen de mi güzel oluyorsun?" gibi bir cümle söylemişti, hayvanlığın da suyunu çıkarmıştı diyeceğim ama hayvan yapmaz bunu, insan yapar. Neyse. Hani Mr. Darcy 14 yaşından beri aşık olduğum adam ya, benim o kitapta en çok benzediğim karakter de o. Yoksa?!

* Lost'a dair en sevdiğim 2-3 detaydan biri kesinlikle bu:


* Cümlelerim dağınık. Aklım gibi.

* Şununla bitirelim:


3 kişi de demiş ki:

Mia Wallace dedi ki...

ne güzel yazı!!

mephistoyu ve beyoğlunu özledim.

ben de olsam çıkmaz
fırtınaya eşlik ederdim :)

a. dedi ki...

kısacıkları seviyorum "uzun uzun" olsun istiyorum :)

rosehearted dedi ki...

al benden de o kadar kafam da dağınık cümlelerim de

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?