27 Aralık 2013 Cuma

2013 (5)


     Alper Canıgüz ismini yıllardır duymama rağmen kitaplarını hiç merak etmemiştim. Cehennem Çiçeği çıktığında kapaktaki "Alper Kamu" ismi sayesinde ilgimi çekti, iyi ki de çekmiş.

     Kuralcıyım ve düzenliyim, elbette ilk kitaptan başlayacaktım. (Aklından geçen "Tabii ki öyle yapacaktın," cümlesini yavaşça bir kenara bırak ve Goodreads'ten bak bakalım ilk romanı okumadan ikinciyi okumuş kaç kişi var.) Önce Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı aldım. Geçmişte bir arkadaşımın şiddetli tavsiyeleri üzerine ismi lazım olmayan bir yazarın 3 kitabını birden almaya niyetlenmiş, son anda fikir değiştirmiş ve sadece bir kitabıyla eve dönmüştüm. Okurken o kitaptan ve yazardan öyle nefret ettim ki... O günden beri tanımadığım yazarlara temkinli yaklaşıyorum, ilk olarak bir kitaplarını alıp beğenirsem gerisini getiriyorum. (Zaten olması gereken de bu elbette.)

     Oğullar ve Rencide Ruhlar hemen bitti, biter bitmez de Cehennem Çiçeği'ne koştum. Alper Kamu tanıdığım en özel karakterlerden oldu. Anlattığı hikâyenin dışında Alper Canıgüz'ün anlatımını ve dilini de çok sevdim. 


     Oğullar ve Rencide Ruhlar seriye giriş gibi, Cehennem Çiçeğinde ise artık karakterler iyice oturmuş, Alper kendini tamamen bulmuş. Bir de komik, çok komik.

     Cehennem Çiçeği'ne başlarken "Acaba ilki kadar sevecek miyim?" demiştim, daha çok sevdim. Elbette ikinci kitabı daha iyi anlayabilmek ve yorumlayabilmek için önce ilk kitap okunmalı.

     İki kitaba da puanım 5/5



     Çok gerçek, çok samimi. Sanki oturmuş da yazardan anılarını dinliyormuşsunuz gibi. (Okumadan önce bu kadar çok insan tarafından övüldüğünü görünce olumsuz şeyler hissetmiştim ama yanıldım.)


4.5/5


http://slnnn.blogspot.com/2013/10/uyuyan-adam.html

5/5


http://slnnn.blogspot.com/2013/10/kirpinin-zarafeti.html

5/5


     Kitapçıda elime alıp sayfalarını karıştırırken beni ciddi ciddi heyecanlandırmıştı ve büyük bir okuma isteğiyle satın aldım. Umduğum kadar iyi miydi? Üzgünüm ama değildi. Beklentilerinizi yüksek tutmayın derim.

3/5


http://slnnn.blogspot.com/2013/09/yagmurdan-kacmayanlarn-sarks.html


     Yine farklı ve ilgi çekici bir konu, üstelik bu kez kalem daha sivri. Amélie Nothomb kara mizah işini iyi beceriyor. Dümdüz bakarsanız çok sıradan hikâyeleri biraz süsleyerek anlattığını düşünebilirsiniz ama onu nasıl okumanız gerektiğini keşfettiğiniz an çok eğleneceğinizi garanti ederim.

4/5


     Peyami Safa'nın diline bayılırım, en sevdiğim kitaplar arasında 2-3 kitabı vardır ve hepsini birden bitirmeyi istemediğim için henüz okumadığım kitapları olması bana mutluluk verir.

     Bu kitabını da büyük bir heyecanla aldım elime ve her şey çok iyi gidiyordu. Sonra erkek karakter "Kadınların sonsuzluğu rahmindedir; kadınlar akıl gerektiren işleri erkeklere bırakmalıdır," anlamına gelen bir cümle söyledi. (Kelime kelime hatırlamıyorum.) Sonra oturup eski kitaplarını düşündüm. Bütün o şeytani kadınları, şeytani olmayanların nasıl erkeklerin dünyasında figüran olduklarını, düşünme işini kadınların yerine de yapan adamları... Soğudum. Çok sevdiğim bir yazardan soğudum. Eskiden bu kadar hassas değildim galiba, belki bu hassasiyetle baksaydım çok sevdiğim o birkaç kitabı hakkında bugün çok başka şeyler düşünecektim.

3/5


     Her kitapseverin okuması gerektiğine inandığım kitaplar listesinden bir tanesini daha bu yıl aradan çıkardım.

4/5


     Necati Cumalı bizim oralardan hikâyeler anlatmış, çocukluğundan, ailesinden... Pek de güzel anlatmış.

5/5


     Georges Perec'in başyapıtı sayılan La Vie Mode d'Emploi, Türkçe ismiyle Yaşam Kullanma Kılavuzu bu yıl okunanlar listemin en önemlilerinden. Perec sizi bir apartmanın tüm dairelerini görebileceğiniz bir yere oturtuyor ve bir yapboz şeklinde oluşturduğu romanın parçalarını size vermeye başlıyor. Arka kapakta geçen bir cümle fikrimce bu romanın en güzel özeti: "Düzensiz büyük bir düzen ya da son derece düzenli bir düzensizlik."

Bunların tümü bir yapboz oluşturur ama bir yapboz hiçbir zaman onu oluşturan unsurların tek tek irdelenmesiyle anlaşılamaz ve parçaların tümü yapbozun nihai amacı konusunda hiçbir fikir vermez. Her parça için gerçekten olası tek bir yer mi vardır?
     "Bak, bütün gözlerinle bak," alıntısıyla başlamasının bir sebebi var elbet :)

     (İsmail Yerguz tarafından yapılmış şahane bir çevirisi mevcut, İmge Kitabevi yayınlamış.)

5/5


     Bir başyapıt, okuyucuyu derinden etkileyen bir yolculuk. Hakan Günday'dan duyup merak etmiştim, sonra Yiğit Bener'den bu kitabı nasıl çevirdiğini dinleyince merakım iki katına çıkmıştı. Baskısı bitti, yeni baskı bir türlü gelmedi, bekledik, bekledik... Neyse ki 2013'ün getirdiklerinden biri bu oldu.

5/5


2 kişi de demiş ki:

Mia Wallace dedi ki...

hii resmen hiçbirini okumamışım :(

rosehearted dedi ki...

oğullar ve rencide ruhlar çok iyiydi

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?