27 Aralık 2013 Cuma

2013 (6)


     http://slnnn.blogspot.com/2013/08/eleanor-park.html

4/5



     http://slnnn.blogspot.com/2013/07/yagmuru-seven-cocuk.html

5/5



     http://slnnn.blogspot.com/2013/08/alnt-21.html

5/5



     Lizzy evlenip Pemberley'de yaşamaya başladıktan sonra ne oldu?

     Elizabeth'in evliliğin ilk yılında olanı biteni anlatmak üzere Jane'e yazdığı mektuplardan oluşan bu kitap bence fena olmamış.

3/5



     Kendine kitapsever diyen herkesin okuması gerektiğine inandığım kitaplardan bir diğeri. Hakkında yazılmış pek çok şey bulabilirsiniz, bir de ben anlatmayayım. 1-2 paragrafla geçiştirmek hata olur, haksızlık olur zaten. Söylemek istediğim tek şey: MUHTEŞEM!

5/5



     Bir önceki kitapla bizi çok üzen Dan Brown'ın dönüşü pek güzel oldu. Deli gibi gün sayıp çıktığı gün okumaya başladığım bu kitap beni sabaha kadar uykusuz bıraktı ve ertesi güne kalmadan bitti tabii ki. Ezeli ve ebedi aşk olarak tanımlamaktan zerre kadar utanmayacağım Robert Langdon bir diğer ezeli ve ebedi aşk olan canım şehrim İstanbul'da dolanır da ben aklımı kaçırmamayı nasıl başarırım? :) Melekler ve Şeytanlar'ın hemen altına ve Da Vinci Şifresi'nin yanına yazdım bu kitabın ismini. 

     Bir de ilk filmlerin tüm başarısızlığına rağmen bu kitabın filmini deli gibi beklediğimi itiraf edeceğim. Tom Hanks İstanbul'a gelecek! Aaaaaa!!!!!!

     (Dan Brown'un bizzat teyit ettiği bilgi: Sıradaki uyarlama Inferno olacak. The Lost Symbol sonraya kalacak.)

5/5 



     S hattı otobüsünde fötr şapkalı bir genç yanındaki adamdan rahatsız olur. İddiasına göre bahsi geçen adam, ne zaman biri geçse fötr şapkalı gencimizi iteklemektedir. O sırada boş bir koltuk görür ve hemen oturur. İki saat sonra anlatıcımız genci Cour de Rome'da görür. Yanında bir arkadaşı vardır ve "Paltona bir düğme daha diktirmelisin," deyip diktirmesi gereken yeri gösterirken bunun nedenini anlatıyordur.

     Raymond Queneau işte bu sıradan (ve görünüşte hiçbir şey anlatmayan) öyküyü 99 farklı biçem kullanarak anlatıyor. Arka kapak yazısı şöyle diyor ve ben de sonuna kadar hak veriyorum:

     "Biçem Alıştırmaları, dilin, anlatımın, gerçekliğin çokyönlülüğü ve çeşitliliği üzerine son derece ciddi imalar içeren bir mizah kitabı (ya da son derece gayriciddi bir dilbilim kitabı) olarak okunabilir."

     Şu adamların yaptıklarının anlaşılması için kesinlikle okunması gerektiğine inandığım bir tür baş ucu kitabı: http://www.oulipo.net/oulipiens Edebiyata gerçekten meraklı olanların seveceğine inandığım tuhaf görünen ama inceledikçe önemi anlaşılan bir egzersiz. Elbette pencere kenarına kurulup, kahvenizi alıp sürükleyici bir aşk hikâyesi okumak istiyorsanız sıkılacağınızı garanti ederim.

5/5



     Kapağa koyduğu çıplak adamlarla bikinili kadınların (Parti giysileri+şuh bakışlar da olabilir. Burada esas olan kalitesizlik ve ucuz görünüm. Neyi kastettiğim anlaşılmış olmalı.) vıcık vıcık aşk hikâyelerini 350 sayfada anlatırken kalan 50 sayfayı "Eh hadi distopya olsun bu," diyerek bir takım karanlık gelecek tasvirlerine ayıran kitapları bırakın 14 yaşındakiler okusun. (Aslında okunacak bu kadar iyi şey varken onlar da okumasın, biz okumadık bir yerimiz eksilmedi.) Distopya neye benzer görmek için kendisinden sonra gelenlere prototip oluşturduğu bilinen bu güzel kitabı okuyun. Sonra Cesur Yeni Dünya'yı, sonra 1984'ü...

     ("Goodreads'de oy vermek üzere distopya listesine giren, okunmaya değer en fazla 10 kitap gören ve listedeki diğer kitapların hepsinde yukarıda anlattığı özellikleri gözlemleyen zavallının dramı ve serzenişi" koydum bu paragrafın adını.)

5/5



      Tolkien'ı çok seven ve kızına bu nedenle Eowyn ismini veren anne sevilmez de ne yapılır?!

     1920'lerde Alaska'da yaşayan Jack ve Mabel çiftinin çocukları olmamaktadır ve bu durum onları birbirlerinden uzaklaştırmaktadır. Yeni bir başlangıç niyetiyle taşındıkları ıssız yer Jack'e iyi gelir ama Mabel için aynı şey söz konusu değildir. Bu sırada birden ortaya çıkan gizemli kız çocuğu hayatlarına girer...

     Çok hoş bir ilk roman. Yazar 40'lı yaşlarda ve bu 5. kitabı deseniz inanırdım. Çok güzel bir dili ve muhteşem tasvirleri olduğunu söylemeden geçmek istemiyorum. 

4/5



     Georges Perec eline kâğıdını ve kalemini alır, Saint Sulpice meydanındaki bir kafeye oturur ve gördüğü şeyleri not eder. Yine arka kapaktan bir alıntıyla: "Hiçbir şey olmadığını düşündüğümüz anlarda olanları anlatır."

4/5



     Fenerbahçe sayesinde hayatıma dahil olmuş tanıdık yüzler ve tanıdık isimlerden çok tanıdık hikâyeler. Beni anlatmasını bir kitap için iyi olma ölçütü olarak görecek yeri çoktan geçtim ama bu kitap için bunu elbette söyleyeceğim: "Bu kitap fena halde bizi anlatıyor."

     Elbette bu yıl en sevdiklerim listesinin tepesine yerleşiyor ve 5/5 puan alıyor. 

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?