20 Aralık 2013 Cuma

2013

     2013'ü özetleme zamanı! Önce diziler :) (Spoiler olabilir.)



     10 bölümlük sezonlar yapılması yeterince sinir bozucu değilmiş gibi bu sezonu 9 bölüm yaparak beni deli ettiklerini inkâr edemeyeceğim.

     Yapılan bir haber yüzünden başlarına gelenleri tüm sezona yaymaları ve ilk bölümlerde gizemi korumaya çalışmaları fikir olarak güzel ama uygulamada biraz sıkıntılı oldu sanki. Zaten takibini zor bulup 1-2 bölümden sonra diziyi bırakan bu kadar çok insan varken böyle karışık bir yol izlemekle daha çok insanı kaçırmış olabilirler gibi geliyor.

     Karakterler iyice oturdu, bu sayede de her bölümde farklı bir karakteri merkeze alıp olayı onun etrafında anlatmalarını izlemesi müthiş bir keyfe dönüştü. 2. sezonu 1. kadar sevmedim ama bu haliyle bile yayınlanmakta olan pek çok diziden çok daha iyi olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz.

     (Başlarını derde sokan şey sarin gazı içerikli bir yalan haberdi ve o bölümlerin yayınlandığı sırada o yalan habere çok benzeyen bir haberin gündeme gelmesi biraz ürkütücüydü.)



    
     3. sezon Jamie Lannister'ı çok sevdiğim, Khaleesi'den bıktığım sezon olarak kayıtlara geçmeli. (Kızcağızın suçu yok, bütün suç internetin.) Kızıl Düğün kısmının kitaptakinin yarısı kadar bile etkileyici olmadığı yönündeki yorumlar serinin ilgili cildini okumama sebep olabilir ileride. 4. sezonla ilgili aldığım güzel spoilerlar sebebiyle bir an önce başlamasını istiyorum, onu da eklemiş olayım.



     Tatiana Maslany.

     Dizideki karakterlerin yarısını tek kişinin canlandırması yeterince akla zarar bir iş olmadığı için bu karakterlerden biri diğerinin yerine geçiyor, sonra üçüncüsü gelip bu karakterin kılığında ortalıkta dolanıyor ve siz kim kimdir, kim kimin taklidini yapmaktadır, gördüğünüz kişi klonların hangisidir gibi sorularınızın cevabını konuşma şeklinden, duruşundan, mimiklerinden, hareketlerinden alabiliyorsunuz. Bu yüzden bu dizinin nasıl olduğunu soranlara tek bir isimle yanıt veriyorum: Tatiana Maslany. Önünde saygıyla eğiliyorum.

     Ana karakterimiz Sarah bir gün istasyonda intihar eden bir kadının çantasını çalar, cüzdandan çıkan kimlikte kendisine ikizi kadar benzeyen bir kadının fotoğrafı vardır. Bu benzerlikten faydalanarak ölen zengin ablanın yerine geçer ve bu sırada tek benzerinin intihar eden kadın olmadığını öğrenir. Sonra gelsin heyecan, gelsin aksiyon! :) Ne yazık ki bu da sadece 10 bölüm ve yeni sezona daha çok var...



     Black Books 2004'te sona ermiş bir dizi, ben birazcık geç kaldım yani. Altışar bölümden oluşan 3 sezonu var.

     Lanet olsun, neden sadece 18 bölümü var?! 

     Ara sıra 1 ya da 2 bölüm izliyorum çünkü hemen bitmesini istemiyorum. Pek çok insanın sinir bozucu bulabileceğini tahmin ettiğim bu dizi bence komik, çok komik. Çok kötü espriler ve çok abartılı hareketler yaparken de komik. Seviyorum!



     Geçtiğimiz yıl İstanbul'da misafir ettiğimiz The Great Masters sergisinin Da Vinci ile ilgili kısımlarını incelediğim sıralarda bana dışarıdan baksaydınız delirdiğimi düşünebilirdiniz. Tarihteki önemli adamlar içinde yaptıklarını araştırmayı, hayatına dair şeyler okumayı çok sevdiğim iki kişiden biridir Da Vinci. Bu nedenle bu diziyi hem merak hem de müthiş bir ön yargıyla bekledim. Kötü olacağını ve çok kızacağımı düşünüyordum. Tam tersi oldu.

     Da Vinci's Demons kısacık süren ilk sezonuyla bana gelecek için umut verdi ve kendini ilk andan sevdirdi. Tom Riley şahane bir Da Vinci olmuş bana göre. İkinci sezonu heyecanla bekliyorum!



     Her sezon aşağı yukarı aynı şeyi anlatıyor, karakterler gelişme göstermiyor, olaylar heyecan yaratmıyor vs. Yine de bu çocukları seviyorum. Diziye biraz heyecan katsalar ya da her sezon temelde aynı hikâyeyi anlatmayı bıraksalar şikayet etmem elbette. Karakterleri bir odaya doldurup aralarında geçen konuşmaları bize dizi olarak izletseniz bile takibe devam edermişim gibi geliyor. Yanlış tabii. Her hafta 40 dakikamı ayırıyorum size, biraz daha izlemeye değer bir şey yapsanıza!

     Bu sezonun özeti: "Dizi karakterlerine aşık olacak yaşı geçtim sanıyordum, sonra Cass insan oldu."





     Geldi, geliyor, gelecek, gelmeyecek, bu sefer kesin gelecek, ertelendi... Bekledik, bekledik, bekledik ve geldi! Canımız, her şeyimiz Arrested Development'a kavuştuğumuz yıl oldu 2013. Pek de güzel oldu. Ne çok özlemişiz!


     10 yıl sonra bir sezon daha gelir mi?




Devamı pek yakında...

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?