4 Mart 2014 Salı

Okuma Şenliği - Kış 2013



Şenliğin sonuna geldik. :) Çok keyifli oldu benim için. Hem Pinuccia' ya hem de beni haberdar eden Sevil'e teşekkür ederim.

Tüm kategorileri tamamladım. Listem şöyle:

(Kitapların bilgileri ay sonlarında yazdığım yazılarda var. Tekrar yazmayacağım. Sadece yazar/kitap adı/yayıncı/sayfa sayısı yazacağım. Diğer yazıların linkleri bu yazının en sonunda.)

1. kategori: Stephen King - Rüya Avcısı - Altın Kitaplar - 542 sayfa
2. kategori: Margaret Mitchell - Rüzgâr Gibi Geçti - 1022 sayfa
3. kategori: Haruki Murakami - Zemberekkuşu'nun Güncesi - Doğan Kitap - 738 sayfa
4. kategori: J.R.R. Tolkien - Bitmemiş Öyküler - İthaki - 752 sayfa
5. kategori: Albert Camus - Başkaldıran İnsan - Can Yayınları - 358 sayfa
6. kategori: Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Dergâh Yayınları - 395 sayfa
7. kategori: Patrick deWitt - Sisters Kardeşler - Domingo - 357 sayfa
8. kategori: Thomas Harris - Hannibal - İnkılap - 477 sayfa
9. kategori: Kar İzleri Örttü - Kırmızı Kedi - 295 sayfa
10. kategori: D.H. Lawrence - Lady Chatterley'in Sevgilisi - Can Yayınları - 368 sayfa
11. kategori: Mustafa Kemal Atatürk - Nutuk - Kitap Zamanı - 686 sayfa
12. kategori: Ahmet Hamdi Tanpınar - Huzur - Dergâh Yayınları - 419 sayfa
13. kategori: David Bellos - Georges Perec - Seuil - 818 sayfa
14. kategori: Laura Esquivel - Like Water for Chocolate - Double Day - 246 sayfa
15. kategori: Douglas Adams - Otostopçunun Galaksi Rehberi - Kabalcı - 2, 3, 4.

Evrenin Sonundaki Restoran - 268 sayfa
Hayat, Evren ve Her Şey - 260 sayfa
Elveda ve Bütün O Balıklar İçin Teşekkürler - 238 sayfa

Toplam puan: 300
Toplam sayfa sayısı: 8239

Bu ay okuduğum kitaplar ve tamamladığım kategoriler şunlar:

3. kategori: Adında hayvan adı olan bir kitap (10 puan):



Zemberekkuşu'nun Güncesi - Haruki Murakami - Doğan Kitap - 738 sayfa


Bu kitaba ve Gone Girl'e aynı gün başladım. (Yazarı Gillian Flynn. Dilimize çevirisi henüz yapılmadı. Sinema uyarlaması birkaç ay içinde gösterime girecek. Yönetmeni David Fincher.) Aynı anda iki kayıp eş öyküsü okuma fikri hoşuma gitmediğinden bunu bir süre bekletme kararı aldım. Çünkü Gone Girl edebi yönden çok fazla şey beklemediğim ve 1-2 günde biteceğini bildiğim bir romandı. Bu kitap içinse beklentilerim daha farklı ve epey yüksekti. Elimde başka bir kitap olmadan yavaş yavaş okumayı planlamıştım.

Zemberekkuşu'nun Güncesi'ne başladığımda biraz hayal kırıklığına uğradım çünkü ilk 200 sayfalık bölüm bana Gone Girl'ün verdiğinden daha fazlasını vermedi. Okuduğum yorumlardan hareketle okunması zaman alan, felsefi tarafı daha baskın ve anlatım yönünden de çok zengin kitaplar beklentisine girmiştim. Kitap kötü mü? Hayır. Sorun benim yanlış şekillenmiş (ya da şekillendirilmiş.) beklentilerim. :)

Zemberekkuşu'nun Güncesi hızlı hızlı okunan, zaman zaman heyecanlandıran, zaman zaman fazla uzatıldığı hissi yaratan bir roman. Ayrıca yazarla tanışmak için doğru roman değil sanırım. Daha doğrusu öyle olduğunu umuyorum. :)

Kendime not: "Yazara ve kitaba bayılıyorum ama çok zor okunuyor, o yüzden kitabı aylardır elimden dolaştırıyorum," diyen arkadaşlara inanırken iki kez düşün.

8. kategori: Sinemaya uyarlanmış bir kitap (20 puan):




Hannibal - Thomas Harris - İnkılap - 477 sayfa

Bu kategori için aslında Rüzgâr Gibi Geçti'yi okumuştum ama kitaba karşı olan olumsuz hislerim bu kadar tazeyken filmini izlemeyi istemediğim için listemde biraz değişiklik yaptım.

Thomas Harris'in hepinizin tanıdığı Hannibal "the Cannibal" Lecter'ı anlattığı serisini okumaya lisede başlamıştım. Serinin ikinci kitabı olan Kuzuların Sessizliği ile başlamış olmamın nedenini hatırlamıyorum ve çözemiyorum. :) Ardından yanılmıyorsam 2006'da dilimize çevrilen Hannibal Rising geldi. O da serinin 4. kitabı. Filmler sayesinde seriyi ezbere bildiğimi düşündüğüm için sıralamayı önemsememiş ve elime geleni okumuş olabilirim. Hannibal'ı da okuduktan sonra seride okumadığım tek kitap kaldı. Serinin ilk kitabı. :) Baskısı bulunmadığı için bir gün okuyabilecek miyim bilmiyorum ama elimden geleni yapacağım. :)

Hannibal, Kuzuların Sessizliği ile kıyaslandığında epey zayıf kalıyor. Serilerin pek çoğunda görülen iyi başlayıp ilerledikçe kötüye gitme hastalığına Hannibal'ın da tutulduğunu söylemek mümkün. (Hannibal Doğuyor'un da çok iyi olduğunu söyleyemem.) Bu duruma kitabın son derece zayıf çevirisini de eklediğinizde okuma keyfi çok da yüksek olmayan bir kitap çıkıyor ortaya.

Kitabı bitirir bitirmez yıllardır izlemediğim filmini de izleyip uyudum ve rüyamda tabii ki malum maskesiyle Anthony Hopkins'i gördüm.

Bu kitap da artık satılmıyor. Bir gün bir yayıncı yeniden basmaya niyetlenirse yeni bir çeviriyi basar umarım.

2. Sahaftan ya da kütüphaneden alınmış bir kitap (10 puan):



Rüzgâr Gibi Geçti - Margaret Mitchell - Ak Kitabevi - 1022 sayfa. (1. cilt: 520, 2. cilt: 502.)

Önce kitabı okumayı istediğim için filmini izlemeyi yıllardır erteliyordum. Şimdi de kitabı unutmaya çalışacağım için filmi izlemeyi erteleyeceğim. Hiç hoş olmadı. :)

Döneme dair seçilmiş 3-5 detay 1000 sayfa boyunca birbirine çok benzeyen durumlarla birlikte anlatılmaya çalışılmış. Birkaç yüz sayfa okuduktan sonra kitabın durmadan aynı şeyi anlattığı hissi feci halde can sıkmaya başlıyor. Benim gibi nefret eden insanların yorumlarını okudum, çoğunlukla ırkçılık konusuna takılmışlar. İyi niyetli olmaya çalışarak dönem insanının düşünce yapısını doğru aktarmaya çalışmış demek istiyorum ama hakikaten rahatsız edici boyutlara vardığı noktalar çok fazla.

Savaş döneminde geçen bir romanın dönemsel gerçekliği yansıtma açısından da çok daha zengin olmasını bekliyorsunuz ama hayır. Anlatmamayı seçebilir yazar, anlar ve saygı duyarım ama 3-5 detay seçip tekrar tekrar onları anlatmasını neye yorsam bilemiyorum.

Karakter gelişimi ve dönemsel gerçeklik açısından zayıf olmasını, okuyucuyu bunaltan tekrarlarını ve canımı sıkan diğer her şeyini kenara bırakıp aşk hikayesine odaklanmak istiyorum. Efsanevi aşklardan biri ya hani... Hangi aşk bu? Scarlett-Ashley? Melanie-Ashley? Başkası?

*Spoiler*

Ashley'ye takıntılı kadın karakterimiz Scarlett önce kendisine aşık zavallı Charlie ile evleniyor, sonra kız kardeşi ile evlenmeyi planlayan adamı kandırıp "para için" onunla evleniyor ve ardından sıra Rhett'e geliyor. Sebep yine para. Rhett deseniz kadınları aşağılamayı hayatının amacı haline getirmiş gibi davranıyor çoğunlukla. Kadınların parayla satın alınabilecek varlıklar olması ve bayağılıkları en çok bahsettiği şeyler arasında. Scarlett'in şeytani tarafı onu çekse de bu durum aşağılamalarını sürdürmesine engel olmuyor. Scarlett'in ikili arasında duygusal bir an gibi yorumladığı tek olay var, o da basbayağı bir tecavüz sahnesi. (Bir tarafın rızası olmayınca böyle deniyor benim bildiğim. Yazarın saldıran adam ve kaçmaya çalışan kadın olarak yazıp birkaç sayfa sonra ana karaktere "Ya aslında beni seviyor da ondan böyle yapıyor," diye yorumlatması hakkındaysa söyleyebilecek tek sözüm yok. Şaka olmalı.) Hangi aşk yahu? Nerede aşk?

*Spoiler sonu*

Kahraman erkekler bir yanda; paragöz, kötü ya da aptal kadınlar bir yanda... Kitabın tek iyi kadın karakteri Melanie ve bununla birlikte en aptal karakteri de muhtemelen kendisi. Ne hoş di mi?

Uyarlandıkları kitaplardan daha iyi olabilen filmlerden olacağına inanıyorum (Çok az da olsa var böyle örnekler.) ve biraz zaman geçtikten sonra filmini izlemeyi planlıyorum ama yakın bir tarihte olmayacak sanırım. :)

(Bu arada 1000 sayfa deyip durdum ama okuduğum kitap 60'lı yıllarda basılmış ve sayfa düzeni günümüz standartlarından oldukça farklı. Font epey küçük, satır aralıkları da öyle. Bu kitabın 1 sayfası şu anki standartlarda basılsa 1,5 sayfa yer tutar. 1000 sayfa boyunca değil 1500 sayfa boyunca aynı şeyler tekrarlanıyor demek mümkün yani. Ayrıca 500-600 sayfalık pek çok "özet" versiyonunu da bulmak mümkün ve hayatımda ilk defa onları okumanın daha akıllıca bir şey olacağını hissettim.)

Kasım
Aralık
Ocak
Şubat


3 kişi de demiş ki:

rosehearted dedi ki...

tebrikler bitirmişsin :)

Sweet Leaf dedi ki...

^_^ Yaa bu seferkinde ne güzel hep birlikte düşündük taşındık, birlikte oynamış olduk.

Ben bitiremedim bu sefer oyunu ama diğerinden daha zevkliydi vallahi benim için. :3

Sam Scarlet dedi ki...

Nasıl bitirdin ya helal olsun :3 En çok Douglas Adamsları okuduğuna seviniyorum ^^

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?