25 Ağustos 2014 Pazartesi

Alıntı-24

"Okuma vaktini nereden bulacağız?
Çok önemli mesele.
Başlı başına bir mesele.
Okuma vakti mesele ediliyorsa, ortada okuma arzusu yok demektir. Çünkü, iyice düşünürsek, kimsenin hiçbir zaman okumaya vakti yoktur. Ne küçüklerin, ne yeniyetmelerin, ne de büyüklerin. Hayat, okumaya vurulan sürekli bir köstektir.
- Okumak? İsterim tabii ki, ama iş, ev, çocuklar, zamanım kalmıyor...
- Okumaya vaktiniz olmasına ne kadar imreniyorum!
Nasıl oluyor da, çalışan, alışveriş yapan, çocuklarını yetiştiren, arabasını süren, üç erkeği seven, dişçiye sık sık giden, evini taşıyan şu kadın okumaya vakit buluyor da, mazbut bir hayat süren mirasyedi bekâr bulamıyor?
Okuma vakti her zaman çalınmış bir vakittir. (Tıpkı yazma vakti veya sevme vakti gibi.)
Neden çalınmış?
Yaşama görevinden çalınmış mesela.
Şüphesiz onun içindir ki metro -söz konusu görevin bayatlamış sembolü-  dünyanın en büyük kütüphanesi oluvermiştir.
Okuma vakti, sevme vakti gibi, yaşama vaktini genişletir.
Zaman çizelgemiz açısından düşünülecek olsaydı, kimse âşık olmaya kalkışmazdı. Kimin vakti vardır, âşık olmaya? Ama, kendine sevme vakti tanımayan bir âşık gördünüz mü hiç?"



Daniel Pennac - Roman Gibi (Comme Un Roman)

Metis Yayınları
Çev: Mustafa Kandemir 

3 kişi de demiş ki:

Sam Scarlet dedi ki...

Çok güzel.

Mshn dedi ki...

Bunun tamamını ezberleyip tüm şikayet eden tanıdıklarıma söylemem lazım.

a. dedi ki...

Harikaymış bu.
Kendime dersler çıkarayım içinden :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?