28 Aralık 2014 Pazar

2014 - Kitaplar



Bu yıla 80 hedefiyle başlayıp 160'la bitirdim. 160 kitap, 35.000 sayfa... Bir de incelediğim tezleri, makaleleri, Goodreads'e eklemediğim başka şeyleri düşününce aklıma bu yılın belki de en popüler karikatürü "Yalnız iyi yedik!" geliyor. Yalnız iyi okumuşuz. 2015'te daha çok okumak en büyük temennim tabii ama görünüşe göre 2015 yazarak geçecek. Olsun, o da güzel. :) (Okuduklarımın tamamı ve verdiğim puanlar şuradan görülebilir: https://www.goodreads.com/user_challenges/1049274 )

Geçen yıl okuduğum kitapların tamamına yakınını birkaç cümleyle de olsa anlatmıştım, bu yıl öyle olamayacak. En sevdiklerim ya da hakkında mutlaka bir şeyler söylemek istediklerimi yazacağım. Zaman zaman kitap tavsiyesi isteyen arkadaşlar oluyor, belki bu listeden onlara da sevecekleri bir kitap çıkar.

Kitap tanıtımı ya da değerlendirmesi değil kısa kısa yorumlar bulacaksınız aşağıda. Bilginiz olsun. Bir de kitapların isimlerine tıkladığınızda Goodreads sayfalarına yönlendirileceksiniz; yayınevi, dil, eğer çevirisini okumuşsam çevirmen adı, yayın tarihi gibi bilgileri orada görebilirsiniz. 

Fortunately, The Milk - Neil Gaiman 5/5

Okurken sık sık "Bir gün bir çocuğum olursa bu kitabı ona mutlaka okuyacağım," dedim. Çok tatlı bir hikâyeyi çok tatlı bir dille anlatmış Gaiman, kaç yaşında olursanız olun sevmemek çok zor. Gaiman kitaptaki baba kadar tatlı bir babaysa çocukları gerçekten çok şanslı. (Bildiğim kadarıyla Türkçe çevirisi henüz yok.)

Gadsby: A Lipogram Novel - Ernest Vincent Wright 2/5

Georges Perec'in Kayboluş'unun lipogram tekniğiyle yazılan ilk roman olmadığını biliyor muydunuz? Georges Perec elbette biliyordu. Bildiği için de kitabında bir karaktere Lord Gadsby V. Wright adını verip kendinden önce bu işi yapan yazara selam göndermeyi ihmal etmedi. :)

Gadsby, Kayboluş gibi bir lipogram ve kaybolan harfimiz yine aynı. (Lipogram, bir metinde belirli bir harfin ya da harflerin kasıtlı olarak kullanılmamasına verilen ad.) Bir kitap olarak tavsiye etmem, sıkıcı bir anlatımı var ve yazarın durmadan "Bak ben E kullanmadım, çok zor bir iş yapıyorum şurada," mesajı vermeye çalışması bir yerden sonra sinir bozuyor. Kayboluş, yazarı için çok daha zorlayıcı bir lipogram çalışması ve edebi yönden de değerli bir kitap, Gadsby ise yazarın önsözde ifade ettiği gibi çok fazla edebi kaygısı olmayan, en önemli derdi "e" harfini kullanmadan bir hikâye anlatabileceğini göstermek olan bir roman. Biçemsel denemelere, kısıtlamalara, Oulipo'ya meraklı okurlar daha eski bir örnek görmek isterlerse okuyabilirler. (İngilizce yazılmış, Türkçe çevirisi yok.)

Ölü Reşat - Aslı Tohumcu 5/5

Önce anlattığı hikâyenin güzelliğinden mi bahsetsem, Aslı Tohumcu'nun dili kullanışındaki ustalıktan mı bahsetsem, zekice kurgulanışından mı bahsetsem bilmiyorum. Okumaya başladığınızda takibi zor olacak izlenimi verse de Aslı Tohumcu hikâyenin içinde yolunuzu kaybetmenize hiç izin vermiyor, Adnan'ın peşinde adım adım dolaşıp onu Ölü Reşat'ın şerrinden korumaya çalışırken 40'lı yıllardan başlayıp bugüne nasıl geldiğinizi fark edemiyorsunuz bile. 

Benim 2014'te en sevdiğim kitaplardan biri oldu Ölü Reşat ve bundan sonra Aslı Tohumcu'yu yakından takip edeceğimden eminim.

"Biçemin yer yer anlatının önüne geçtiği romanları sevmeyenler beğenmeyebilir," demişti biri ama nerede okuduğumu hatırlayamadım. Ben de aynı fikirdeyim, onu da eklemeden geçmeyeyim.

Kara Sohbet - Amélie Nothomb 5/5

Bence Amélie Nothomb'un en iyi işlerinden biri. (Şimdiye dek okuduklarım arasında elbette.) Uçağın saatini beklerken yanınızda oturan adam sizinle konuşmaya çalışıyor, daha doğrusu sizi konuşmaya zorluyor. Geçmişte yaptığı iğrenç şeyleri anlatıyor size. Belli ki psikopat! Susmuyor, ne yaparsanız yapın susturamıyorsunuz. Bir zaman sonra sizi tanıdığını ve hayatınızdaki çok önemli bir olayın müsebbibi olduğunu öğreniyorsunuz. İşler hiç ummadığınız bir yere doğru gitmeye başlıyor.

Kitap işte bu konuşmadan ibaret. Amélie Nothomb'un her sayfada gerilimin dozunu biraz daha arttırmasıyla siz de okuma hızınızı arttırıyorsunuz ve bir de bakıyorsunuz ki kitap bitmiş. :)

Lev Tolstoy - Henri Troyat 5/5

İnsanların genelde sıkıcı bulduğu biyografileri ben romanlardan daha büyük bir heyecanla okuyorum. Ben de sıkıcı bir insanım ya, ondan herhalde.

984 sayfasının her satırı dolu dolu bir biyografi yazmış Henri Troyat. (984 sayfaya kaynakça ve notlar da dahil tabii ama kaç sayfa olduğunu bilemem şu an, kitap kütüphaneye geri döndü maalesef.) Tolstoy'un çocukluğu, gençliği, huysuz ihtiyar halleri... Ömrü boyunca taşıdığı çelişkileri, ailesine ruhen hep uzak kalışı, gelgitleri... Her anını kaydettiği günlüklerden Henri Troyat öyle muazzam bir biyografi çıkarmış ki saygı duymak dışında bir şey yapamıyorum.

Kitap elimdeyken zaman bulabilseydim "Şu yazara hayranmış,", "Diğer yazara çok özeniyormuş," türünden şehir efsanelerinin gerçek versiyonlarını listeleyecektim ama olmadı. İnternet bu konuda da gerçek bir çöplük. Kitabı edindiğim gün ilk işim bunu yapmak olacak. 

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi - Ayfer Tunç 5/5

Muhteşem! Aslı Tohumcu için yazdıklarımı tekrar edeceğim. Başlarken içinde kaybolacağınız hissi yaratan bir hikâye, hatta buradaki hikâye daha kalabalık ve zaman dilimi daha da geniş ama öyle zekice kurgulanmış, öyle ustalıkla anlatılmış ki yolunuzu bir an bile kaybetmiyorsunuz. 300 sayfa kitap yazıp 3 karakteri bile doğru dürüst tanıtamayan yazarları nasıl okuyayım bunun üstüne?

Önerirken kişi seçmiyorum, edebiyat seven herkesin bu kitapta sevecek bir şey bulacağına inanıyorum.

A Song of Ice and Fire - George R. R. Martin

Seriye başladım. Taht Oyunları, Kralların Çarpışması 1-2, Kılıçların Fırtınası 1 bitti. İlk kitap olan Taht Oyunları şimdiye kadar okuduklarımın en iyisi. Dizi başlayana kadar da diğerlerini okuyup bitirmeyi planlıyorum.

Bazuka - Murat Uyurkulak 4/5

Yıllardır okumayı istediğim halde bu kadar geciktirdiğim için kendime kızgınım. İyi ki "Şimdi okumam gerekiyormuş," tesellisi var. Murat Uyurkulak'ın anlatımına bayıldım. Tol ve Har 2015 listemde!

Golem ve Cin - Helene Wecker 3/5

Golem ve Cin galiba bu yılın en çok okunanlarından biriydi. Yazarın esas konunun etrafındaki hikâyelerle uğraşmaktan anlatacağı hikâyeye bir türlü giremediği hissiyle okunan 600 küsur sayfa... Okurken sık sık "Artık sadede gelecek misin?" dediğimi hatırlıyorum. 200 sayfada anlatılacak hikâyeyi 600 sayfaya yaymaya çalışmasa okurken daha çok keyif verebilirmiş.

Kitap Evi - Enis Batur 4/5

Öyle sanıyorum ki bu yılın en çok okunan kitaplarından bir diğeri bu. Paylaşımlarda çoğunlukla "Bütün kitapseverlerin okuması gereken kitap," ya da "bayılacağı kitap" türünden ifadelere rastlıyor ve açıkçası şaşırıyorum. Öncelikle kapağında tür bilgisi olarak "roman" yazsa da Kitap Evi alıştığımız romanlardan değil. Hatta gerçekten roman sayılıp sayılmayacağı dahi sorgulanabilir. Bunun yanında her okurun seveceğini garanti edemeyeceğim bir de üslup konusu var. Bir anda kendisine sakin bir yerde camdan yapılmış dev bir kitaplık miras kalması fikri her okurun hoşuna gidebilir (küçük bir kısmı kitaplara sevinir, daha büyük bir kısmı bu kitaplık sayesinde sosyal medyada çekeceği ilgiye sevinir...) ama "Hepsi sever mi?" derseniz ben "Hayır," derim.

Poulet aux prunes / Chicken with plums - Marjane Satrapi 5/5

Filmine bayılmıştım, okumasam olmazdı. Marjane Satrapi ile hâlâ tanışmadıysanız daha fazla gecikmeyin bence. Persepolis'ten başlayın elbette. (Türkçe çevirisi "Azrail'i Beklerken" ismiyle yayımlanmış ama çeviri konusunda yorum yapamayacağım.)

Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro 5/5

Çok gerçek. Çok üzücü.

Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi! - Georges Perec 5/5

Daha önce Perec okumamış birine tavsiye etmeyeceğim bu kitap kesinlikle harika. Kimin yazdığını bilmesem birkaç sayfa okuduktan sonra "Perec mi?" diye sorabilirdim. Ücret artışı talebinde bulunmak için servis şefine yaklaşırken başınıza neler gelebilir? Kitabın başlangıcında verdiği şemayı tekrar eden ama her tekrarda çeşitli şeylerin değiştiği, yer yer yeni ve bazen tuhaf şeylerin eklendiği bir anlatıya dönüştüren Perec bir şey daha yapmış, metinde hiç noktalama işareti kullanmamış. Bu durumu başlarken yadırgamanız tabii ki mümkün ama tempoya alışmanız o kadar kısa sürüyor ki... Böyle bir işe girişmeyi düşünecek çok az yazar olabilir. Az satar, ilgi çekmez çünkü. Peki kaç kişi altından başarıyla kalkabilir? Bence o daha da az.

İntihar - Edouard Levé 4/5

Kitabın ana karakteri intihar etmeye karar veriyor ve sonrasını tüm detaylarıyla anlatıyor. Kitabın yazarı yazmayı bitirip kitabı yayıncıya teslim ediyor ve 10 gün sonra intihar ediyor. Bunu söyledikten sonra kitabın gerçekçiliğinden bahsetmenin anlamı kaldı mı bilmiyorum. "Uyuyan Adam gibi," denmişti, maalesef bu yoruma çok fazla katılmıyorum ama okuduktan sonra etkisinden bir süre çıkamayacağınız kesin.

Anansi Çocukları - Neil Gaiman

Şişko Charlie ölen babasının aslında bir tanrı olduğunu ve kendisinin bir kardeşi olduğunu öğrenir. Eğlence başlar!

Kısa bir sürede ve keyifle okuduğum Anansi Çocukları en sevdiğim Neil Gaiman romanı oldu. 2015'te Amerikan Tanrıları okunacak diye umuyorum.

Canım Aliye, Ruhum Filiz - Sabahattin Ali 5/5

Özel yazışmaların kitaplaştırılmasına tepki gösterenleri kesinlikle anlıyorum. Hak verdiğim noktalar da çok. Ama kafamda çok özel yere koyduğum, yüce kabul ettiğim insanların normal hayatlarını, sıradan günlerini, "insan" hallerini okuma fırsatı elime geçtiğinde geri çeviremiyorum. Sabahattin Ali güzel bir adam, çok güzel bir aşık, çok güzel bir baba. Aşık olan, özleyen, heyecanlanan, çabalayan Sabahattin Ali'yi tanıyınca yazar olan Sabahattin Ali'yi biraz daha sevdim...

Harikalar Odası - Georges Perec 4/5

Georges Perec sözcüklerle oynarken çok eğlenen deli bir adam. Harikalar Odası'nı olanca ciddiyetimle okudum, son sayfada kendimi kahkahalarla güler halde buldum. Bunun üzerine biraz da deliliğimizin şerefine güldüm tabii!
Okunacak az şey kaldı. Yazdıkları bitmek üzere, hakkında yazılmışlar da git gide azalıyor. Keşke daha çok yaşasaymışsın...

Yalnız Seni Arıyorum - Orhan Veli 5/5

Orhan Veli, elime kitabını alıp baştan sona okuduğum ilk şairdi. O yüzden mi bilmem ama yeri hep ayrıdır. Özel yazışmalar hakkında Sabahattin Ali'de yazdıklarımı tekrar etmeyeceğim. Hayalimde Orhan Veli hep neşeli ve kaygısız bir adamdı, tam da bu nedenle bu kitabı okurken çok zorlandım galiba. Kaç yerde gözlerim doldu, kaç mektubu içim acıdı da bitiremedim hatırlamıyorum. Şu an  bahsetmeye çalışırken bile kötü oluyorum. Parası olmadığı için sevdiği kadına gönderemediği mektuplar, yaşadığı onca zorluk, ölümü... İyi hissettiğim anlarda aklımdan geçen dizeleri vardı, galiba bu kitaptan sonra işler daha farklı olacak.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar 5/5

Bazı kitapları "okumayı sevdiğini söyleyen herkes" okumalı demiştik di mi?

Gidiyorum bu - Ah Muhsin Ünlü 4/5

Her yıl en az 1 kez okunacak. En çok kaç olur bilemem. 

Bitmemiş Öyküler - Tolkien 5/5

Yılın açılışını da kapanışını da Tolkien kitabıyla yaptım. :)

İlk kez Tolkien okuyacaksanız çok yanlış bir tercih olur tabii ki ama "Ben bu adamı seviyorum!" diyenlerdenseniz bu kitabı okumadan ölmeyin.

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?