13 Mayıs 2015 Çarşamba

Bahar Okuma Şenliği


Arada bir okuma şenliklerine katılmasam blog yazmayı tamamen unutacağım.

Bahar şenliği için kocaman bir liste yaptım, her kategori için bol bol seçenek belirlediğimden ötürü listemi önceden yayınlamadım. Ruh halime ve zaman durumuma bağlı olarak seçip okuyorum. :)

Şenliğin ilk yarısında okuduğum kitaplar ve tamamladığım kategoriler şöyle:

2. Kategori: Bir çizgi roman veya foto roman:


From Hell - Alan Moore - Knockabout Comics 576 s.

From Hell'i daha önce de okumaya çalışmıştım ama öyle saçma bir zamana denk getirmiştim ki aylarca uzak kalmıştım. Sonra da bırakmıştım elbette. İkinci denemem başarıyla sonuçlandı. :)

4/5





5. Kategori: Mizahi türde, eğlenceli bir kitap:



Beyefendiler - Gonçalo M. Tavares - Kırmızı Kedi 276 s.

Bu kategoriyi görür gelmez aklıma gelen ilk kitabı seçtim :) Bazı kitapları seveceğinizi daha okumadan bilirsiniz hani, kitapçının bir köşesinde görürsünüz ve hemen o tarafa doğru koşar elinize alırsınız. Bir tür ilk görüşte aşk işte! Bu kitapla aramızdaki durum da bu. :)

Beyefendilerin her birini ayrı ayrı sevdim. Bay Valéry, Bay Calvino ve Bay Juarroz'a ise bayıldım!

5/5

7. Kategori: Daha önce okuduğunuz kitapta bahsi geçtiği için merak edip okumak istediğiniz bir kitap:

Mahur Beste - Ahmet Hamdi Tanpınar - Dergâh Yay. 162 s.

Huzur'da "Mahur Beste"nin yeri öylesine büyüktü ki Huzur'u bu kadar sevmişken Mahur Beste'yi okumamam imkânsızdı. 

4/5






8. Kategori: İsminde bahar mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen ya da olayların bahar mevsiminde geçtiği bir kitap: 


Bir Kucak Çiçek - Memduh Şevket Esendal - Bilgi Yay. 206 s.


Esendal'ın duru anlatımını çok sevdim. "Bundan sonra daha çok okuyacağım yazarlar" listeme bir isim daha eklenmiş oldu.

4/5




11. Kategori: Bir öykü kitabı:


Cunda Öyküleri - Yitik Ülke 188 s.

2/5









17. Kategori: Çok uzun süredir okumaya niyetlenip okumayı sürekli ertelediğiniz bir kitap


Paralı Asker - Georges Perec - Sel Yay. 164 s.

Paralı Asker'i aldığımda kütüphanedeki çevirisi yapılmamış Perec kitaplarına dalmış vaziyetteydim, o yüzden uzun bir süre bekletmek zorunda kaldım. Bu kitapla birlikte canım Perec'in dilimize çevrilmiş tüm kitaplarını bitirmiş oldum. Çevrilmemiş olanlardan da pek fazla kalmadı zaten. Öff. Yazarlar erken ölmesin, özellikle sevdiğim yazarlar çok çok uzun yaşasın lütfen!

Kitaba gelirsek... Paralı Asker Perec'in ilk kitabı. Bilindiği kadarıyla yazmaya 20 yaşında başlamış. Dolayısıyla sonraki dönemlere ait yapıtlarının arasında daha zayıf kalıyor. Bizim gibi kendisini çok sevenler içinse nimet elbette. Harikalar Odası, Uyuyan Adam, hatta Yaşam Kullanma Kılavuzu'nun temellerine inmek gibi...

18. Kategori: Dünya edebiyatından 3 kitap

Latin Amerika:


Kâğıt Ev - Carlos Maria Dominguez - Jaguar 89 s. (Arjantin)

Önce bir yayınevi tavsiyesi: Jaguar Kitap muhteşem işler yapıyor. Dikkatinizden kaçmasın.

Kâğıt Ev'i okumak en fazla bir saatinizi alıyor. Kitabı elinizden bırakmayı başarmak ise çok daha uzun sürüyor. Bittikten sonra birkaç dakika kapağı seyrettim, sayfaları karıştırdım, bazı sayfaları tekrar tekrar okudum. Kendimi ve sevdiğim 1-2 insanı gördüm bazı sayfalarda. Belki de bir gün dönüşeceğimiz kişileri gördüm demek daha doğru olur. Gülümsemeyle tuhaf bir hüzün birbirine karıştı. Çok sevdim.

5/5

Uzakdoğu: 


The Housekeeper and The Professor - Yoko Ogawa - Picador - 180 s.

Hafızası 80 dakikalık bir zamanı kapsayan, öncesini hatırlayamayan yaşlı profesör... (Gençlik yıllarını hatırlıyor ama geçirdiği kazadan sonraki kısımda yalnızca 80 dakika...) Profesörün yanında çalışan ve bir tür bakıcılık görevi üstlenen yalnız bir anne ve onun profesörle iyi dost olan küçük oğlu. Normalde bu tür hikâyelerden kaçıyorum ben. Yazarların her satırda duygu sömürüsü yapması ve araya 3-5 motivasyon cümlesi sıkıştırmasından nefret ediyorum. Bu hikâye de o tür bir anlatıma çok müsait; annenin peşinden koşamadığı hayallerinden bahseder ve o hayalleri gerçekleştirme görevini oğluna verirsin, 3-5 cümlede bir profesörün durumunu acıklı bir şekilde anlatırsın, hatta birkaç trajik hadise yaşatır ve okuru ağlatırsın. 

Yoko Ogawa bunların hiçbirini yapmıyor. İyi ki de yapmıyor. Tek bir karakterin ağzından anlatsa da sizi üç karaktere aynı mesafede tutmayı başarıyor. Hiçbirinin yaşamına yabancı kalmıyorsunuz. Bunun yanında tertemiz bir anlatımı var. Sizi yormuyor ya da boğmuyor. Evin bir köşesinde oturmuş ve yaşananları izliyormuşum, evden çıktıklarında bir adım geriden bu güzel üçlüyü takip ediyormuşum gibi hissederek okudum.

4/5

Balkan:

Drina Köprüsü - Ivo Andric - Altın Kitaplar 347 s.

Bildiğim topraklar, bildiğim insanlar, o topraklarda doğup yüzyıllardır anlatılagelen efsaneler, bir köprünün başından geçenler, bir ülkenin ve o ülkede yaşayan farklı milletlerin başından geçenler... Ivo Andriç farklı hikâyeleri ve geniş bir zaman dilimini romanına öyle güzel yerleştiriyor ki bir an bile sıkılmadan veya romandan kopmadan okuyorsunuz her sayfayı.

Ivo Andriç, aynı toprakların birbirine düşman halklarının hikâyesini köprünün ağzından anlatırken iki tarafa da eşit mesafede duruyor. Belki de romanın en sevdiğim tarafı bu. 

Her yönüyle çok iyi bir roman. Okumayı seven herkese öneririm. (Fotoğraftaki ve Goodreads linkindeki baskı benim okuduğum baskı değil. Farklı tarihlerde ve farklı yayınevleri tarafından basılmış ama çevirmenleri aynı.)

5/5

19. kategori: Aynı Yazardan 3 kitap

Nova Üçlemesi - William S. Burroughs - Sel Yay.


Yumuşak Makine 140 s.
Patlamış Bilet 183 s.
Nova Ekspresi 131 s.

Üçlemenin ilk kitabı olan Yumuşak Makine'nin başına ülkemizde neler geldiğini duymuş olabilirsiniz :) Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu bilirkişileri kitap hakkında şu yorumu yaptı: "(...) kitapta bir konu bütünlüğü olmadığı, gelişigüzel kaleme alınarak anlatım bütünlüğüne riayet edilmediği, (...) zaman zaman tarihi mitolojik unsurların yaşam tarzlarından örnekler vererek kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunulduğu...

Mezkur kitabın bu haliyle edebi eser niteliği taşımadığı, okuyucu haznesine ilave katkısının olmayacağı, kriminolojik açıdan da kitapta, insanın bayağı, adi, zayıf yönlerinin işlenmesinin okuyucu üzerinde suça izin verici tavırları geliştirmektedir."

Cümle kurmayı bile başaramayan insanların bir kitabın edebi eser niteliği taşıyıp taşımadığına karar verebilme hadsizliğini göstermesine ne desek? Ağlanacak halimize gülüyoruz yine.

Okunması zor. Elimden bırakır da bir gün sonra devam etmeye çalışırsam başaramayacağım hissine kapıldığımdan kitapların her birini bir defada okuyup bitirdim. :) Daha önce de yazan muhakkak olmuştur, ben tekrar edeyim: "Kitabın etkisiyle suç işlemeye gidiyorum şimdi."

Onlara akıl-fikir, bize sabır...

3/5

20. kategori: Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız 4 yazardan birer kitap:

Türk/Erkek: 
İşaretname ve İntermezzo - Levent Şentürk - YKY 296 s.

Levent Şentürk kitaba şu cümleyle başlıyor:

"Bu yapıyı iki kitap (y.k.k. ve p.k.k.) arasında kalan, iki yapı arasında gelip giden bir parantez olarak kurdum." 

"Bina'nın Eşkâline Dair" başlıklı ilk bölüm, tıpkı Yaşam Kullanma Kılavuzu gibi 99 alt bölümden oluşuyor ve okuru bir apartmanın içinde minik bir gezintiye çıkarıyor. Bu gezinti sırasında Perec, Bartlebooth, Yaşam Kullanma Kılavuzu ve Perec Kullanım Kılavuzu da zaman zaman karşınıza çıkıyor. 

Kitabın "İşaretname 1" başlıklı bölümüyse "Parantezler Kütüphanesi", "Örümcek Günlüğü", "Su Üzerine Çeşitlemeler" gibi denemelerden oluşuyor. Enis Batur, Bilge Karasu, Ferit Edgü, Yaşar Kemal-Abidin Dino, Francis Bacon, Aristo ve Rilke'den alıntılarla oluşturduğu metinleri ve "Görsel Metinler" bölümünü severek okudum.

Yabancı/Erkek:

O Gün İçin Bir Şemsiye - Wilhelm Genazino - Jaguar 159 s.

Yazmaya başlamamın üzerinden uzun zaman geçti, yazının bu kısmına kadar sabırla okuyan sevgili okur arkadaşıma soru: "Jaguar Kitap hakkında yukarıda bir şey yazdım ya, unutmadın değil mi?"

46 yaşındaki ayakkabı denetçisinin peşinden Frankfurt sokaklarında dolaşırken geçmişini görüyoruz, onun bildiklerini öğreniyoruz, gözlemlerini paylaşıyoruz. Bu sırada 159 sayfa ne ara bitmiş diye şaşırıyoruz. :)

Heyecan meraklısı okurlara göre olmadığı uyarısını da yapmış olalım.

4/5

Türk/Kadın:
Kırmızı Pelerinli Kent - Aslı Erdoğan -İş Bankası Yay. 168 s.
(Okuduğum basım fotoğraftaki ve Goodreads bağlantısındaki basımın aynısı değil, daha eski bir basım.)

Kitap beni daha ilk sayfasından kendisine bağlamayı başardı ve ne ara son sayfalara geldiğimi fark etmedim bile. Sanırım Aslı Erdoğan'ı da bundan böyle daha sık okuyacağım yazarlar arasına dahil edeceğim.

4/5



Yabancı/Kadın

Silas Marner - George Eliot - Can Yay. 248 s.

George Eliot, Mary Anne Evans'ın kitaplarında kullandığı takma ad. Silas Marner, 1001 kitap listesinde de yer alıyor ve yazar romanları arasında en çok bunu seviyormuş. (Arka kapağında "Yazar, kitapları arasında en çok bunu severmiş," gibi bir bilgi olunca ilgimi çekiyor.)

Oldukça kolay okunan, bitirdiğimde bana Sefiller'i anımsattığını fark ettiğim bu kitaba puanım 3/5.

21. kategori: Karakterlerin bulundukları kitaba isim verdikleri 4 kitap:


Oliver Twist - Charles Dickens - Can Yay. 547 s.

4/5 







 Thérèse Raquin - Emile Zola - Engin Yay. 247 s.

Zola okumayı özlemişim!

4/5







 Mrs. Dalloway - Virginia Woolf - Kırmızı Kedi 208 s.

Sonlara yaklaştıkça yorumlar kısalmaya başladı. :)

Umduğum gibi değildi.

3/5




 Tess - Thomas Hardy - İnkılâp 599 s.

14 yaşındayken bu kitabın 100-150 sayfalık özet versiyonlarından birini (Oxford Bookworms) okumuş ve sevmiştim. Yıllar sonra tam metni okumaya niyetlendim ve nefret ettim. :) Bu durum geçen zamanla ilgili olabilir ama 600 sayfalık bir metni 100 sayfaya indirirken hikâyenin ve karakterlerin sinir bozucu taraflarını yok etmeyi seçmiş olmaları da ihtimal dahilinde. 

Karakterler sığ ve sinir bozucu. Yazar, birkaç yerde döneme dair önemli bir şeyler söylemeye yaklaşıyor ama her defasında son anda vazgeçip aynı konular etrafında dönen gereksiz diyaloglara ya da sıkıcı ilişkiler hakkındaki detaylara geri dönüyor. Sevdiğim kitapları tekrar okumak genelde çok hoşuma gider ama bu kez olmadı.

2/5

22. kategori: Kendi belirleyeceğiniz bir temaya uyan 4 kitap

Şehir temasıyla başlayıp, sonra sınırlamaya karar verdim. Bu kategori için seçtiğim tema İstanbul oldu.

 Nereye Gitti İstanbul? - Aydın Boysan - YKY 194 s.

Aydın Boysan'ın kaleminden İstanbul'u okumak hayatta en sevdiğim şeylerden biri olabilir :)

4/5





İstanbul Hatırası - Ahmet Ümit - Everest 685 s.

"Çok iyi bir roman!" diyemem belki. Sürpriz olması gereken sonu, daha o sonun bir parçası olan karakter(ler)in karşımıza çıktığı ilk saniyeden tahmin etmişsem heyecandan bahsetmek de çok kolay değil. Yine de uyumadan önce biraz okumak niyetiyle elime aldığım bir kitabı sabaha karşı bitirip elimden öyle bırakmışsam, gözlerim uykusuzluktan acırken son 400 sayfasını okumuşsam bu kitabı çok sevdiğimi söyleyebilirim, değil mi? :)

4/5


 İstanbul Gezi Rehberi - Murat Belge - 423 s.

Murat Belge'nin peşinde İstanbul'u adım adım gezmek... :) Benim için en tatlı tarafı "Şuradan çıktıktan sonra cadde boyunca yürüyün, ilk sağa dönün..." şeklinde tarif ederek anlatmasıydı. Büyük kısmı bildiğim/gördüğüm yerler olsa da bir gün elimde kitapla hepsini tekrar dolaşmak istedim.

4/5




Karaköy'de Gün Batımı - Baki Can Ediboğlu - Alfa - 207 s.



2/5







Puan hesabımızı da yapalım:

Toplam 24 kitap okunduğu için: 24x10=240 puan
18. kategori tamamlandığı için +20
19. kategori tamamlandığı için +30
20. kategori tamamlandığı için +20
21. kategori tamamlandığı için +40
22. kategori tamamlandığı için +40
Toplam sayfa sayısı: 6614 (+66 puan)

Toplam puan: 456

1 kişi de demiş ki:

Mshn dedi ki...

Kağıt Ev'i ve Beyefendiler'i özellikle merak ettim.

Bir de şu var. Bu blogda yeni bir yazı görmek için aradan beş ay geçmesine gerek olmamalı. Olabilir de. Değiyor çünkü. Ama olmamalı. :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?