6 Eylül 2015 Pazar

Kvothe



2015'in benim için en önemli olaylarından biri her zaman şu olacak: 

Ben bu yıl Kvothe'yi tanıdım!

Kvothe, Patrick Rothfuss'un muh-te-şem yapıtı Kingkiller Chronicle'ın ana karakteri. Serinin ilk iki kitabı yaklaşık 1 yıldır "en yakın tarihte okunacaklar" raflarında duruyordu. Masamın hemen yanında yani... "Rahat bir zaman olsa da okusam," diye düşünüp hüzünleniyordum her gördüğümde ve tahmin edebileceğiniz gibi o rahat zaman hiç gelmedi.

Sonra ben ne yaptım? Kendimi sıkıştıracağımı, zamansızlık yüzünden delireceğim günlerde düşünüp düşünüp kızacağımı bildiğim halde başladım. (Şimdi kendime kızmayacağımı biliyorum; çünkü bu seriye başlamak bu yıl verdiğim en doğru kararlardan biri olmuş!)

Hiçbir yapıtını okumadığınız halde sevdiğiniz yazarlar oldu mu hiç? Patrick Rothfuss benim bir süredir en sevdiğim Goodreads, Twitter ve Facebook kullanıcısıydı. Sonra en sevdiğim insanlardan biri haline bile geldi. :) Bazı insanların aklı ve dünyası öyle güzel ki!

Kitabı anlatmayacağım; özetini her yerde bulabilirsiniz. Auri'nin tanıdığım en güzel kitap karakterlerinden biri olduğunu da anlatmayacağım mesela, dilerim bir gün siz de kendisiyle tanışırsınız. Bir bölümden bahsedeceğim sadece.

Üniversitenin çatısındalar. Kvothe, Elodin Hoca ve Auri. Yemeklerini paylaşıyorlar ve kendi tuhaf üsluplarında sohbet ediyorlar.

Bense yatağımdayım. Kalın kitabı taşırken kolumun ne kadar ağrıdığını fark etsem kendime kızacağım ama öyle dalmışım ki fark edemiyorum. Zira aklım o çatıda, yıldızların altında... Auri'nin saçları, Kvothe'nin pelerini dalgalanıyor rüzgârda. Uzaktan izlemiyorum, hemen yanlarındayım sanki.

Bölümü bitirdiğim an geri döndüm ve en baştan tekrar okumaya başladım. Yavaş yavaş okudum her cümleyi, bol bol gülümsedim. Bölüm bitince kitabın kapağını kapattım, biraz gözlerimin dolduğunu da itiraf etmeliyim. Kitaba sarılıp gözlerimi kapattım. İçimi kaplayan huzur hissini şu an tarif edemiyorum, sorsanız o an da edemezdim. Bildiğim tek bir şey var. Eğer bir kitabın içinde yaşayacak olsaydım tam da o sayfalarda yaşamayı isterdim.



(Çeviriyi genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim; fakat ikinci kitap olan Bilge Adamın Korkusu çeviriden kaynaklanmayan hatalarla doluydu. Şurada birkaç örnek bulabilirsiniz: https://www.goodreads.com/review/show/1324280104 Hatalar buraya yazdıklarımla da sınırlı kalmıyor. Son zamanlarda internet kullanan herkesin en önemli hassasiyeti haline gelen "de-da" hataları da dahil olmak üzere pek çok hata mevcut ve bu durum fena halde sinir bozuyor. Okuyacak olanları uyarmış olayım.)


Bir şeyi çok sevdiğimde deliriyorum:

https://instagram.com/p/5jfFBynXa5/?taken-by=slnsaracoglu
https://instagram.com/p/4uuAcMHXYZ/?taken-by=slnsaracoglu
https://instagram.com/p/4aZiz1nXad/?taken-by=slnsaracoglu
https://instagram.com/p/4M9qsmHXd8/?taken-by=slnsaracoglu

1 kişi de demiş ki:

Mshn dedi ki...

Ya ben bu seriyi okumak için son kitabının çıkmasını bekliyorum Hata mı ediyorum acaba?

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?