26 Aralık 2015 Cumartesi

2015 - 2 (Kitaplar)

Kitaplara devam:



Patrick Rothfuss - Rüzgârın Adı
5/5


Patrick Rothfuss - Bilge Adamın Korkusu
5/5
Bu kitapları almış bulundum, yeni çıkacak kitabıysa kesinlikle İthaki'den okumayacağım. Geçmişte aldığım kitaplar elbet okunacak ama bu yıl bir daha İthaki'nin yayımladığı herhangi bir şeyi almamaya karar verdim hatta. Hata düzeltmekten ve sinirlenmekten yoruluyorum. Uzak olsun.


Alan Moore - Watchmen
Hem okuyun, hem filmini izleyin. İkisi birbirinden güzel! 5/5


Peyami Safa - Bir Akşamdı
Peyami Safa okumaktan müthiş bir keyif aldığım zamanlar geride kaldı. Cinsiyetçi söylemler her kitabında karşımıza çıkmasa iyiydi de işte... 3/5


Mario Puzo - Baba
Onu hepiniz biliyorsunuz. 4/5



Bret Easton Ellis - Amerikan Sapığı
Bunu da hepiniz biliyorsunuz. Filmin rahatsız ediciliğini 10 üzerinden 9 diye değerlendirdiğimizi varsayarsak kitap 19'dur, 29'dur. Huhh. 4/5



Andy Weir - The Egg
Ben bu kısa hikâyeyi Marslı'dan daha çok seviyorum, hatta acaba Marslı yerine bu romanlaşsaymış nasıl olurmuş diye düşünmeden edemiyorum. İnternette (Türkçe dahil olmak üzere) çeşitli dillerdeki çevirilerini bulmak mümkün, açın okuyun bence. 4,5/5



Yaşar Kemal - Baldaki Tuz
Yaşar Kemal'in gazete ve dergilerde çıkmış yazılarının derlemesi. Bazı yazarları daha çok okusak dünya daha güzel olabilirmiş gibi... 5/5



Hayat Tatlı Zehir
"Ömrün uzun, bardağın her daim dolu olsun," denir Aydın Boysan'a, başka ne denir? :) 4/5



Haruki Murakami - 1Q84
Olmuyor, ne yaptıysam sevmeyi başaramadım. Bu okuduğum 2. Haruki Murakami kitabı ve ben yine hayal kırıklığına uğradım. Nefret etmiyorum ama beklediğim tadı alamıyorum. Gereksiz detaylara dalıyor, kendi anlattığı hikâyede kendisi kayboluyor gibi hissediyorum. Sıkılıyorum. Patti Smith'in M Treni'ni okuduktan sonra bir kez daha okumaya niyetlendim, bu kez son olacak. Yine sevemezsem bir daha okumaya çalışmayacağım. 2/5

Okuduğum iki kitabının da hem dili hem de kurgusu oldukça hafifti. İşte tam da bu yüzden sayfa sayıları sizi korkutmasın. Tabii bu iyi bir şey mi? Bence değil.



Italo Calvino - Görünmez Kentler
İtalyanca öğrenirsem sebebi Calvino olacak; ama şu an iyi ki bilmiyorum. Bilseydim bu kitaptaki muhteşem önsözü kaçıracaktım! İşini bu kadar güzel bir şekilde yapan insanların varlığı beni mutlu ediyor. YKY'yi de çok sevdiğimi inkar edecek değilim. Her şeyiyle 5/5



Andy Weir - Marslı
Fazlasıyla abartılan bir kitap. Övgülere aldanmayın, hayal kırıklığına uğrarsınız. Ben uğradım, oradan biliyorum. Ana karakter çok itici, yaptığı ergen esprilerine neden bu kadar gülündü bilmiyorum. Tek boyutlu ve sığ. Yazar bir roman yazmaya çalışmamış, "Böyle bir şey hazırlayayım da geliştirip film yapsınlar," demiş gibi bir hali var. Filmiyse harika olmuş, o ayrı. Bir de bu kadar merakla beklenen bir kitabı bu kadar zayıf bir çeviri ve bu kadar çok hatayla basmak okura saygısızlıktır. İngilizce biliyorsanız lütfen İngilizcesinden okuyun. Kitaplığımda dursun derdine düşmüştüm, durmasaymış keşke. Gördükçe sinir oluyorum. Kitabın puanı 3/5, Türkçe baskının puanı 1/5.


Aslı Erdoğan - Kırmızı Pelerinli Kent
Bu yıl Aslı Erdoğan'la tanıştım ve tanıştığıma çok memnun oldum. 4/5



Aydın Boysan - Nereye Gitti İstanbul
Aydın Boysan'la eski İstanbul'da dolaşma fırsatını kaçıracak değildim. 4,5/5



Wilhelm Genazino - O Gün İçin Bir Şemsiye
46 yaşındaki ayakkabı denetçisinin peşinden Frankfurt sokaklarında dolaşırken geçmişini görüyoruz, onun bildiklerini öğreniyoruz, gözlemlerini paylaşıyoruz. Bu sırada 159 sayfa ne ara bitmiş diye şaşırıyoruz. :)

Heyecan meraklısı okurlara göre olmadığı uyarısını da yapmış olalım. (Bir de Jaguar yeni bir yayınevi olmasına rağmen hemen en sevdiklerim arasına girdi. Takipte olun lütfen.)


Ahmet Ümit - İstanbul Hatırası
"Çok iyi bir roman!" diyemem belki. Sürpriz olması gereken sonu, daha o sonun bir parçası olan karakter(ler)in karşımıza çıktığı ilk saniyeden tahmin etmişsem heyecandan bahsetmek de çok kolay değil. Yine de uyumadan önce biraz okumak niyetiyle elime aldığım bir kitabı sabaha karşı bitirip elimden öyle bırakmışsam, gözlerim uykusuzluktan acırken son 400 sayfasını okumuşsam bu kitabı çok sevdiğimi söyleyebilirim, değil mi? :)


Levent Şentürk - İşaretname ve İntermezzo

Levent Şentürk kitaba şu cümleyle başlıyor:

"Bu yapıyı iki kitap (y.k.k. ve p.k.k.) arasında kalan, iki yapı arasında gelip giden bir parantez olarak kurdum." 

"Bina'nın Eşkâline Dair" başlıklı ilk bölüm, tıpkı Yaşam Kullanma Kılavuzu gibi 99 alt bölümden oluşuyor ve okuru bir apartmanın içinde minik bir gezintiye çıkarıyor. Bu gezinti sırasında Perec, Bartlebooth, Yaşam Kullanma Kılavuzu ve Perec Kullanım Kılavuzu da zaman zaman karşınıza çıkıyor. 

Kitabın "İşaretname 1" başlıklı bölümüyse "Parantezler Kütüphanesi", "Örümcek Günlüğü", "Su Üzerine Çeşitlemeler" gibi denemelerden oluşuyor. Enis Batur, Bilge Karasu, Ferit Edgü, Yaşar Kemal-Abidin Dino, Francis Bacon, Aristo ve Rilke'den alıntılarla oluşturduğu metinleri ve "Görsel Metinler" bölümünü severek okudum. 4/5


William S. Burroughs - Yumuşak Makine, Patlamış Bilet ve Nova Ekspresi

Üçlemenin ilk kitabı olan Yumuşak Makine'nin başına ülkemizde neler geldiğini duymuş olabilirsiniz :) Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu bilirkişileri kitap hakkında şu yorumu yaptı: "(...) kitapta bir konu bütünlüğü olmadığı, gelişigüzel kaleme alınarak anlatım bütünlüğüne riayet edilmediği, (...) zaman zaman tarihi mitolojik unsurların yaşam tarzlarından örnekler vererek kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunulduğu...

Mezkur kitabın bu haliyle edebi eser niteliği taşımadığı, okuyucu haznesine ilave katkısının olmayacağı, kriminolojik açıdan da kitapta, insanın bayağı, adi, zayıf yönlerinin işlenmesinin okuyucu üzerinde suça izin verici tavırları geliştirmektedir."

Cümle kurmayı bile başaramayan insanların bir kitabın edebi eser niteliği taşıyıp taşımadığına karar verebilme hadsizliğini göstermesine ne desek? Ağlanacak halimize gülüyoruz yine.

Okunması zor. Elimden bırakır da bir gün sonra devam etmeye çalışırsam başaramayacağım hissine kapıldığımdan kitapların her birini bir defada okuyup bitirdim. :) Daha önce de yazan muhakkak olmuştur, ben tekrar edeyim: "Kitabın etkisiyle suç işlemeye gidiyorum şimdi."

Onlara akıl-fikir, bize sabır... 3/5


Gonçalo M. Tavares - Beyefendiler

Bazı kitapları seveceğinizi daha okumadan bilirsiniz hani, kitapçının bir köşesinde görürsünüz ve hemen o tarafa doğru koşar elinize alırsınız. Bir tür ilk görüşte aşk işte! Bu kitapla aramızdaki durum da bu. :)

Beyefendilerin her birini ayrı ayrı sevdim. Bay Valéry, Bay Calvino ve Bay Juarroz'a ise bayıldım! 5/5


Yoko Ogawa - The Housekeeper and The Professor

Hafızası 80 dakikalık bir zamanı kapsayan, öncesini hatırlayamayan yaşlı profesör... (Gençlik yıllarını hatırlıyor ama geçirdiği kazadan sonraki kısımda yalnızca 80 dakika...) Profesörün yanında çalışan ve bir tür bakıcılık görevi üstlenen yalnız bir anne ve onun profesörle iyi dost olan küçük oğlu. Normalde bu tür hikâyelerden kaçıyorum ben. Yazarların her satırda duygu sömürüsü yapması ve araya 3-5 motivasyon cümlesi sıkıştırmasından nefret ediyorum. Bu hikâye de o tür bir anlatıma çok müsait; annenin peşinden koşamadığı hayallerinden bahseder ve o hayalleri gerçekleştirme görevini oğluna verirsin, 3-5 cümlede bir profesörün durumunu acıklı bir şekilde anlatırsın, hatta birkaç trajik hadise yaşatır ve okuru ağlatırsın. 

Yoko Ogawa bunların hiçbirini yapmıyor. İyi ki de yapmıyor. Tek bir karakterin ağzından anlatsa da sizi üç karaktere aynı mesafede tutmayı başarıyor. Hiçbirinin yaşamına yabancı kalmıyorsunuz. Bunun yanında tertemiz bir anlatımı var. Sizi yormuyor ya da boğmuyor. Evin bir köşesinde oturmuş ve yaşananları izliyormuşum, evden çıktıklarında bir adım geriden bu güzel üçlüyü takip ediyormuşum gibi hissederek okudum. 4/5


Devamı bir ara gelir. :)

1 kişi de demiş ki:

Biraz Şöyle Biraz Böyle dedi ki...

Ne de güzel oldu bu yazılar, çok da güzel kitaplar ekledim listeme, oh! Ellerine sağlık Selin.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?