30 Aralık 2015 Çarşamba

Kış Notları



* Bildiğiniz "kısacık" serisinin devamı işte. Sadece böyle demeyi daha çok seviyorum.

* Pazar günü Moda'dan tatlı mı tatlı yeni yıl kurabiyeleri aldık. Gülümseme sebepleri... :)

* Anoktanur bana Mr. Darcy kupası yapmış arkadaşlar, mutluluktan öldüm!

* İnsanların birbirini anlamıyor; anlıyormuş gibi yapıyor. Ama istisnalar var! Çok az da olsa var. Hatta az olmaları bu durumu daha güzel yapıyor. Bir gün anlaşıldığını/anladığını hissetmek de var. Bunun nasıl olduğunu anlatmayacağım. Şu yeter -> :)

* Kar yağmaya başlamadan karla ilgili paylaşımlara laf sokmalar başlıyor. Bir de kocaman insanlarsınız ve hâlâ bir yerlerde birileri kar yağışını seviyor diye kar yağdığını sanıyorsunuz. Doğa olayı bu arkadaşlar, sevsek de sevmesek de yağıyor, sevenlere güzellik yapmak gibi bir çabası da yok. 

Tabii siz bunun zaten farkındasınız da işte... 

Bir bitmediniz.

* Dün gece rüyamda evimize tatlı bir köpeğin sığındığını gördüm. Sonra 3 köpek daha. En sonundaysa bir bebek! Ben de 4 köpekle 1 bebeğin sorumluluğunu üstlendiğim için fazlasıyla mutlu hissediyordum. Sanırım bu bana bilinçaltımın "Ben sana crazy dog lady olma demiyorum, yine ol ama çocuk istediğini inkâr etme," deme şekli. Peki...

* Kendi 2015'imi şöyle özetleyebilirim: Hiçbir hareketin olmadığı 8 ay; birden bir sürü şeyin olduğu, aklımı toparlamakta dahi güçlük çektiğim 4 ay. İkinci 4 ayı daha çok sevdim elbette.

* Hayatında sana yük olduğunu fark edemediğin şeyler oluyor bazen. Sonra uzağa doğru bir adım atıyorsun, bir adım daha, bir adım daha ve derken dönüp baktığında baştan beri görmeyi reddettiğin şeyleri açık bir şekilde görüyorsun. Üzülüyorsun. Çok! Ama hayat böyle geçmemeli.

* Çevresindekilerin "Küçük şeylerden bile mutlu olmanın/etmenin yolunu bulur," diye özetlediği insanı mutsuz etmek de bir başarıdır. Maalesef.

* Yılın sadece bu zamanında içmeyi sevdiğimiz tarçınlı-zencefilli bir kahve var. Pazar günü Anoktanur'la birlikte o kahvenin peşinde tam 2 saat 5 dakika boyunca yürüdük ve bulamadık. Sonra oturup normal kahve içtik. Neyse ki mutluluk her zamanki gibi arayışın kendisindeydi. :) Yürüdük, çok yorulduk ama çok mutlu olduk.

* Yukarıdaki gif Les Amants du Pont-Neuf filminden. Köprülü filmlere aşık olduğumu inkar edemem.

* Sabahları işe gelirken Travis dinliyorum. Eve dönerkense aklımın içinden bağıra bağıra Non, je ne regrette rien'i söylüyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz günler bunu yapmak için en uygun günler.

* Kış geldiğinde ben hep You've Got Mail filminin içine girip orada yaşamak istiyorum.

* Her yıl "Sevgili 20XX" başlıklı bir dilek listesi yazıyorum. Bu yıl tembelim! Hmmmm, aslında yetişmedi. :) O yüzden buradan sonrasında 2016 ile konuşacağım. 

* Sevgili 2016:



- Sağlık, huzur ve aşk! Bunlar mühim. (Hepimiz için tabii ki.)

- Çok kitap, daha çok kitap, kitapkitapkitap...

- Güzel filmler, güzel müzikler, güzel diziler. Güzel konserlere de hayır demem. Benim Kanadalı arkadaşımı getirsenize artık!

- Geçen gün oturdum ve 15. yaşımdan sonraki doğum günlerimi birer birer düşündüm. En mutlu olduğum doğum günümün bile bir bölümü mutlaka hüzünlü geçmiş. Son 4 yılda yaşadığım doğum günlerindense tam anlamıyla nefret etmişim. Sevgili 2016, 5. günün benim doğum günüm biliyorsun. Doğum günlerini yeniden sevebilmeyi istiyorum sadece.

- Geçmiş, geçmişte kalsın. Herkes için.

- Daha az mutsuzluk...

- Gülümseyerek uyandığım sabahlar oluyor bu ara, kendime şaşıyorum. Böyle sabahlar daha çok olsun mu?

-  İş durumları güzel başladı, güzel gitsin olur mu?

- Tatlı anlar, mutlu kahvaltılar, sevdiklerimizle içilen kahveler, bilmediğimiz sokaklarda yürüdüğümüz uzun saatler, gülümsemekten yüzümüzün acımaya başladığı günler...

- Daha az stres, daha az kabus.

- Ülkenin durumundan söz edecek enerjim yok. İnsanların bir kısmı için akıl-fikir, diğer kısmı için sabır diliyorum.

Çocukların öldürüldüğü iğrenç bir coğrafyada yaşarken bunlar yeni bir yılı "iyi" yapmaya yetmez elbette ama ne bileyim işte... Mutlu bir yıl olsun hepimiz için. Belki olur. Belki bu yıl bir başlangıç olur ve minik minik adımlarla güzelleşir her şey.

Umarım.

29 Aralık 2015 Salı

2015 - 3 (Kitaplar)


Drina Köprüsü - Ivo Andriç

Bildiğim topraklar, bildiğim insanlar, o topraklarda doğup yüzyıllardır anlatılagelen efsaneler, bir köprünün başından geçenler, bir ülkenin ve o ülkede yaşayan farklı milletlerin başından geçenler... Ivo Andriç farklı hikâyeleri ve geniş bir zaman dilimini romanına öyle güzel yerleştiriyor ki bir an bile sıkılmadan veya romandan kopmadan okuyorsunuz her sayfayı.

Yazar, aynı toprakların birbirine düşman halklarının hikâyesini köprünün ağzından anlatırken, iki tarafa da eşit mesafede duruyor. Belki de romanın en sevdiğim tarafı bu. 

Her yönüyle çok iyi bir kitap. Okumayı seven herkese öneririm.  5/5



Tess - Thomas Hardy

14 yaşındayken bu kitabın 100-150 sayfalık özet versiyonlarından birini (Oxford Bookworms) okumuş ve sevmiştim. Yıllar sonra tam metni okumaya niyetlendim ve nefret ettim. :) Bu durum geçen zamanla ilgili olabilir ama 600 sayfalık bir metni 100 sayfaya indirirken hikâyenin ve karakterlerin sinir bozucu taraflarını yok etmeyi seçmiş olmaları da ihtimal dahilinde. 

Karakterler sığ ve sinir bozucu. Yazar, birkaç yerde döneme dair önemli bir şeyler söylemeye yaklaşıyor; ama her defasında son anda vazgeçip aynı konular etrafında dönen gereksiz diyaloglara ya da sıkıcı ilişkiler hakkındaki detaylara geri dönüyor. Sevdiğim kitapları tekrar okumak genelde çok hoşuma gider ama bu kez olmadı. 2/5



Paralı Asker - Georges Perec

Paralı Asker'i aldığımda kütüphanedeki çevirisi yapılmamış Perec kitaplarına dalmış vaziyetteydim, o yüzden uzun bir süre bekletmek zorunda kaldım. Bu kitapla birlikte canım Perec'in dilimize çevrilmiş tüm kitaplarını bitirmiş oldum. Çevrilmemiş olanlardan da pek fazla kalmadı zaten. Öff. Yazarlar erken ölmesin, özellikle sevdiğim yazarlar çok çok uzun yaşasın lütfen!

Kitaba gelirsek... Paralı Asker Perec'in ilk kitabı. Bilindiği kadarıyla yazmaya 20 yaşında başlamış. Dolayısıyla sonraki dönemlere ait yapıtlarının arasında daha zayıf kalıyor. Bizim gibi kendisini çok sevenler içinse nimet elbette. Harikalar Odası, Uyuyan Adam, hatta Yaşam Kullanma Kılavuzu'nun temellerine inmek gibi... 3/5



Kâğıt Ev - Carlos Maria Dominguez

Kâğıt Ev'i okumak en fazla bir saatinizi alıyor. Kitabı elinizden bırakmayı başarmak ise çok daha uzun sürüyor. Bittikten sonra birkaç dakika kapağı seyrettim, sayfaları karıştırdım, bazı sayfaları tekrar tekrar okudum. Kendimi ve sevdiğim 1-2 insanı gördüm bazı sayfalarda. Belki de bir gün dönüşeceğimiz kişileri gördüm demek daha doğru olur. Gülümsemeyle tuhaf bir hüzün birbirine karıştı. Çok sevdim. 5/5


Embroideries - Marjane Satrapi

Bu kadın ne yapsa hiç sıkılmadan tekrar tekrar okurum. 5/5


Silas Marner - George Eliot

George Eliot, Mary Anne Evans'ın kitaplarında kullandığı takma ad. Silas Marner, 1001 kitap listesinde de yer alıyor ve yazar romanları arasında en çok bunu seviyormuş. (Arka kapağında "Yazar, kitapları arasında en çok bunu severmiş," gibi bir bilgi olunca ilgimi çekiyor.)

Oldukça kolay okunan, bitirdiğimde bana Sefiller'i anımsattığını fark ettiğim bu kitaba puanım 3/5.



Three Men in a Boat - Jerome K. Jerome

İlk ve son audiobook denemem. Dinlemek ve okumak aynı şey değil, kabul etmiyorum. Öte yandan bunu dinlemeyi tercih ettim, çünkü okuyan Hugh Laurie. ^_^
3/5


Pera - İlhan Berk

Yüz bin kere tavsiye... 5/5


Anya's Ghost - Vera Brosgol

Eğlenceli, bir taraftan da sinir bozucu. Bir hayaleti öldürmek istemek gibi tuhaf isteklere kapılmadığımı iddia edemem. :) 4/5


The Girl on the Train - Paula Hawkins

4 yaşımdan beri kitap okuyorum ve bu kitap kadar tiksindiğim çok az şeyle karşılaştım. Kötü, çok kötü. Karakterler çok zayıf, dili zayıf, sonunda ne olacağı daha ilk sayfalardan belli (bu türde merak unsuru önemlidir ya hani...), "Yeni Gone Girl" diye itelenmesi sinir bozucu, Türkiye'deki reklam şekli ise daha da sinir bozucu. Facebook'u her açtığımda bu kitabı yayımlayan insanların bu kitap hakkında abartılı övgüler paylaştığını görmekten bıktım. Facebook'a girerken "Şimdi yine Trendeki Kız bir yerden karşıma çıkıp sinirimi bozacak," diye bekler oldum. En sonunda ilgili yayıncıyı takip etmeyi tamamen bıraktım. Okuması kolay geldiği ya da basit kurgusu en yeni okurun (ne demek istediğimi biliyorsunuz) bile çözüp kendini iyi hissetmesini sağlayabildiği için mi bu kadar okundu bilmiyorum; ama bu kadar kötü kitaplar yazmak ve bu kitapları bu kadar abartmak okurun aklına -bence- hakaret. Asla önermem. Bir kez daha: Sıfır veremediğim için 1/5.

Satranç - Stefan Zweig

Ben bu yıl okuyabildim. Geç olsun, güç olmasın ve bence okumayan da kalmasın. 5/5

Sesler - Daniel Kehlmann

"Dokuz Öykülü Bir Roman"; tek tek baktığınızda hepsi güzel birer öykü, bir araya gelince güzel bir roman oluşturuyorlar. Bu vaadi sunan başka kitaplar da okudum ama hiçbiri bu kadar iyi değildi. Güzel çevirisini de atlamak istemem. Tavsiye ederim. 4/5


Kurgudan da Garip - Chuck Palahniuk

Birtakım Palahniuk metinlerinin derlemesi. Bazı bölümler çok keyifliyse de alıştığımız Chuck standardını yakalayamayan bölümler yok değil. 3/5


Tatlı Rüyalar - Alper Canıgüz

Alper Canıgüz okumak her daim bir keyif! Kitapta zaman zaman "Ben bunu sanki bir yerden çıkaracağım da..." derseniz bkz. Güneşin Oğlu. 4/5


Ayağa Oyna Pohnpei - Paul Watson

"Dünyanın en zayıf futbol ülkesini tarihteki ilk galibiyetine taşımak uğruna girişilen çılgınca çaba..." dedikten sonra benim bu kitabı okumama ihtimalim var mıydı? Yoktu tabii.

Çok güldüm, yer yer gözlerimin dolduğunu da inkar edemem. Son hatırladığım kitap bitiyor diye hayata küsmüş olduğumdu. :) 

Söz etmek istediğim başka kitap var mı bilmiyorum. Aklıma gelen olursa bu yazı devam eder, olmazsa da burada biter. Güzel bir kitap keşfetmenize sebep olursam mutlu olurum, olamazsam da yapacak bir şey yok. Görüşürüz!

26 Aralık 2015 Cumartesi

2015 - 2 (Kitaplar)

Kitaplara devam:



Patrick Rothfuss - Rüzgârın Adı
5/5


Patrick Rothfuss - Bilge Adamın Korkusu
5/5
Bu kitapları almış bulundum, yeni çıkacak kitabıysa kesinlikle İthaki'den okumayacağım. Geçmişte aldığım kitaplar elbet okunacak ama bu yıl bir daha İthaki'nin yayımladığı herhangi bir şeyi almamaya karar verdim hatta. Hata düzeltmekten ve sinirlenmekten yoruluyorum. Uzak olsun.


Alan Moore - Watchmen
Hem okuyun, hem filmini izleyin. İkisi birbirinden güzel! 5/5


Peyami Safa - Bir Akşamdı
Peyami Safa okumaktan müthiş bir keyif aldığım zamanlar geride kaldı. Cinsiyetçi söylemler her kitabında karşımıza çıkmasa iyiydi de işte... 3/5


Mario Puzo - Baba
Onu hepiniz biliyorsunuz. 4/5



Bret Easton Ellis - Amerikan Sapığı
Bunu da hepiniz biliyorsunuz. Filmin rahatsız ediciliğini 10 üzerinden 9 diye değerlendirdiğimizi varsayarsak kitap 19'dur, 29'dur. Huhh. 4/5



Andy Weir - The Egg
Ben bu kısa hikâyeyi Marslı'dan daha çok seviyorum, hatta acaba Marslı yerine bu romanlaşsaymış nasıl olurmuş diye düşünmeden edemiyorum. İnternette (Türkçe dahil olmak üzere) çeşitli dillerdeki çevirilerini bulmak mümkün, açın okuyun bence. 4,5/5



Yaşar Kemal - Baldaki Tuz
Yaşar Kemal'in gazete ve dergilerde çıkmış yazılarının derlemesi. Bazı yazarları daha çok okusak dünya daha güzel olabilirmiş gibi... 5/5



Hayat Tatlı Zehir
"Ömrün uzun, bardağın her daim dolu olsun," denir Aydın Boysan'a, başka ne denir? :) 4/5



Haruki Murakami - 1Q84
Olmuyor, ne yaptıysam sevmeyi başaramadım. Bu okuduğum 2. Haruki Murakami kitabı ve ben yine hayal kırıklığına uğradım. Nefret etmiyorum ama beklediğim tadı alamıyorum. Gereksiz detaylara dalıyor, kendi anlattığı hikâyede kendisi kayboluyor gibi hissediyorum. Sıkılıyorum. Patti Smith'in M Treni'ni okuduktan sonra bir kez daha okumaya niyetlendim, bu kez son olacak. Yine sevemezsem bir daha okumaya çalışmayacağım. 2/5

Okuduğum iki kitabının da hem dili hem de kurgusu oldukça hafifti. İşte tam da bu yüzden sayfa sayıları sizi korkutmasın. Tabii bu iyi bir şey mi? Bence değil.



Italo Calvino - Görünmez Kentler
İtalyanca öğrenirsem sebebi Calvino olacak; ama şu an iyi ki bilmiyorum. Bilseydim bu kitaptaki muhteşem önsözü kaçıracaktım! İşini bu kadar güzel bir şekilde yapan insanların varlığı beni mutlu ediyor. YKY'yi de çok sevdiğimi inkar edecek değilim. Her şeyiyle 5/5



Andy Weir - Marslı
Fazlasıyla abartılan bir kitap. Övgülere aldanmayın, hayal kırıklığına uğrarsınız. Ben uğradım, oradan biliyorum. Ana karakter çok itici, yaptığı ergen esprilerine neden bu kadar gülündü bilmiyorum. Tek boyutlu ve sığ. Yazar bir roman yazmaya çalışmamış, "Böyle bir şey hazırlayayım da geliştirip film yapsınlar," demiş gibi bir hali var. Filmiyse harika olmuş, o ayrı. Bir de bu kadar merakla beklenen bir kitabı bu kadar zayıf bir çeviri ve bu kadar çok hatayla basmak okura saygısızlıktır. İngilizce biliyorsanız lütfen İngilizcesinden okuyun. Kitaplığımda dursun derdine düşmüştüm, durmasaymış keşke. Gördükçe sinir oluyorum. Kitabın puanı 3/5, Türkçe baskının puanı 1/5.


Aslı Erdoğan - Kırmızı Pelerinli Kent
Bu yıl Aslı Erdoğan'la tanıştım ve tanıştığıma çok memnun oldum. 4/5



Aydın Boysan - Nereye Gitti İstanbul
Aydın Boysan'la eski İstanbul'da dolaşma fırsatını kaçıracak değildim. 4,5/5



Wilhelm Genazino - O Gün İçin Bir Şemsiye
46 yaşındaki ayakkabı denetçisinin peşinden Frankfurt sokaklarında dolaşırken geçmişini görüyoruz, onun bildiklerini öğreniyoruz, gözlemlerini paylaşıyoruz. Bu sırada 159 sayfa ne ara bitmiş diye şaşırıyoruz. :)

Heyecan meraklısı okurlara göre olmadığı uyarısını da yapmış olalım. (Bir de Jaguar yeni bir yayınevi olmasına rağmen hemen en sevdiklerim arasına girdi. Takipte olun lütfen.)


Ahmet Ümit - İstanbul Hatırası
"Çok iyi bir roman!" diyemem belki. Sürpriz olması gereken sonu, daha o sonun bir parçası olan karakter(ler)in karşımıza çıktığı ilk saniyeden tahmin etmişsem heyecandan bahsetmek de çok kolay değil. Yine de uyumadan önce biraz okumak niyetiyle elime aldığım bir kitabı sabaha karşı bitirip elimden öyle bırakmışsam, gözlerim uykusuzluktan acırken son 400 sayfasını okumuşsam bu kitabı çok sevdiğimi söyleyebilirim, değil mi? :)


Levent Şentürk - İşaretname ve İntermezzo

Levent Şentürk kitaba şu cümleyle başlıyor:

"Bu yapıyı iki kitap (y.k.k. ve p.k.k.) arasında kalan, iki yapı arasında gelip giden bir parantez olarak kurdum." 

"Bina'nın Eşkâline Dair" başlıklı ilk bölüm, tıpkı Yaşam Kullanma Kılavuzu gibi 99 alt bölümden oluşuyor ve okuru bir apartmanın içinde minik bir gezintiye çıkarıyor. Bu gezinti sırasında Perec, Bartlebooth, Yaşam Kullanma Kılavuzu ve Perec Kullanım Kılavuzu da zaman zaman karşınıza çıkıyor. 

Kitabın "İşaretname 1" başlıklı bölümüyse "Parantezler Kütüphanesi", "Örümcek Günlüğü", "Su Üzerine Çeşitlemeler" gibi denemelerden oluşuyor. Enis Batur, Bilge Karasu, Ferit Edgü, Yaşar Kemal-Abidin Dino, Francis Bacon, Aristo ve Rilke'den alıntılarla oluşturduğu metinleri ve "Görsel Metinler" bölümünü severek okudum. 4/5


William S. Burroughs - Yumuşak Makine, Patlamış Bilet ve Nova Ekspresi

Üçlemenin ilk kitabı olan Yumuşak Makine'nin başına ülkemizde neler geldiğini duymuş olabilirsiniz :) Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu bilirkişileri kitap hakkında şu yorumu yaptı: "(...) kitapta bir konu bütünlüğü olmadığı, gelişigüzel kaleme alınarak anlatım bütünlüğüne riayet edilmediği, (...) zaman zaman tarihi mitolojik unsurların yaşam tarzlarından örnekler vererek kişisel ve objektif olmayan gerçek dışı yorumlarda bulunulduğu...

Mezkur kitabın bu haliyle edebi eser niteliği taşımadığı, okuyucu haznesine ilave katkısının olmayacağı, kriminolojik açıdan da kitapta, insanın bayağı, adi, zayıf yönlerinin işlenmesinin okuyucu üzerinde suça izin verici tavırları geliştirmektedir."

Cümle kurmayı bile başaramayan insanların bir kitabın edebi eser niteliği taşıyıp taşımadığına karar verebilme hadsizliğini göstermesine ne desek? Ağlanacak halimize gülüyoruz yine.

Okunması zor. Elimden bırakır da bir gün sonra devam etmeye çalışırsam başaramayacağım hissine kapıldığımdan kitapların her birini bir defada okuyup bitirdim. :) Daha önce de yazan muhakkak olmuştur, ben tekrar edeyim: "Kitabın etkisiyle suç işlemeye gidiyorum şimdi."

Onlara akıl-fikir, bize sabır... 3/5


Gonçalo M. Tavares - Beyefendiler

Bazı kitapları seveceğinizi daha okumadan bilirsiniz hani, kitapçının bir köşesinde görürsünüz ve hemen o tarafa doğru koşar elinize alırsınız. Bir tür ilk görüşte aşk işte! Bu kitapla aramızdaki durum da bu. :)

Beyefendilerin her birini ayrı ayrı sevdim. Bay Valéry, Bay Calvino ve Bay Juarroz'a ise bayıldım! 5/5


Yoko Ogawa - The Housekeeper and The Professor

Hafızası 80 dakikalık bir zamanı kapsayan, öncesini hatırlayamayan yaşlı profesör... (Gençlik yıllarını hatırlıyor ama geçirdiği kazadan sonraki kısımda yalnızca 80 dakika...) Profesörün yanında çalışan ve bir tür bakıcılık görevi üstlenen yalnız bir anne ve onun profesörle iyi dost olan küçük oğlu. Normalde bu tür hikâyelerden kaçıyorum ben. Yazarların her satırda duygu sömürüsü yapması ve araya 3-5 motivasyon cümlesi sıkıştırmasından nefret ediyorum. Bu hikâye de o tür bir anlatıma çok müsait; annenin peşinden koşamadığı hayallerinden bahseder ve o hayalleri gerçekleştirme görevini oğluna verirsin, 3-5 cümlede bir profesörün durumunu acıklı bir şekilde anlatırsın, hatta birkaç trajik hadise yaşatır ve okuru ağlatırsın. 

Yoko Ogawa bunların hiçbirini yapmıyor. İyi ki de yapmıyor. Tek bir karakterin ağzından anlatsa da sizi üç karaktere aynı mesafede tutmayı başarıyor. Hiçbirinin yaşamına yabancı kalmıyorsunuz. Bunun yanında tertemiz bir anlatımı var. Sizi yormuyor ya da boğmuyor. Evin bir köşesinde oturmuş ve yaşananları izliyormuşum, evden çıktıklarında bir adım geriden bu güzel üçlüyü takip ediyormuşum gibi hissederek okudum. 4/5


Devamı bir ara gelir. :)

25 Aralık 2015 Cuma

2015 - 1 (Kitaplar)

"Bu yıl neler yaptık?" konulu seriye başlama vaktidir. :) Kitaplarla başlayacağım, ikinci sırada 2016'dan istekler listesi olacak, duruma göre film ve dizi yazıları da gelebilir. Ne olacağını şimdilik kestiremiyorum. Hadi başlayalım.

Şurada Goodreads'in benim yerime hazırladığı bir özet var: https://www.goodreads.com/user/year_in_books/2015

Sondan başa doğru gideceğim yine ve okuduklarımın hepsini yazmayacağım.




Dil Yanlışları - Ömer Asım Aksoy

Dilimizi yanlış kullanıyoruz. Bu hepimizin farkında olduğu bir durum. De-da hassasiyetiyle tüm sorunlar çözülüyormuş gibi bir algı var ama bu konu sorunlarımızın en küçüğü maalesef. Bu kitap edebiyat, basın ve başka alanlardan örneklerle yanlış kullandığımız kalıp ve sözcükleri sıralıyor. Çok da iyi yapıyor. Okumakta ve sürekli yakınımızda tutmakta fayda var. 5/5



Cyrano de Bergerac - Edmond Rostand
Bergerac'ı uzun yıllardır tanıyorum elbette. Onca Fransız edebiyatı dersini boşuna almadık. Ancak bu kitabı bir türlü okuyamamıştım. Bu yıl Şehir Tiyatroları Bergerac'ı programına alınca "Önce okuyalım, sonra gidip görelim," dedim. Çok da iyi etmişim. Okuyunuz. 5/5

"İstemem! Eksik olsun!"


Swastika Geceleri - Katharine Burdekin
Swastika Geceleri çıkar çıkmaz heyecanla aldığım ve aylarca okumadığım kitaplardan bir diğeri. Kitap & Film Kulübü tarafından ayın kitabı seçilince heyecanla okumaya başladık ama olmadı. Yakın tarihli distopyaları ciddiye almamakla birlikte bu türü çok sevdiğimi iddia edebilirim. Ama olmadı, bu kitabı sevemedim. Bilinen distopyaların hepsiyle karşılaştırılıp her birinden daha iyi oluşuna her yerde vurgu yapılması da beklentimi aşırı yükseltmiş olabilir. Biçemsel açıdan zayıf. Dili akıcı değil. Tasvir ettiği ortamın bizi boğması gerekirdi, anlatımının değil. 3/5


Fight Club 2 - Chuck Palahniuk
"Daddy Tyler is home!"
Şu ana dek toplam 7 sayı yayımlandı, Türkçeye kaçı çevrildi bilmiyorum. (Galiba 6) Her sayı için ayrı ayrı yorum yapamayacağım, o yüzden özet geçiyorum.
Tyler döndü. Tabii ki Marla ve Sebastian da. (Sebastian kim mi? :) )
İflah olmaz bir Chuck Palahniuk hayranıyım; ama beğenmediğimde de yerin dibine sokma huyum vardır. İlk 7 sayı için "dalgalı" diyebilirim. Biri muhteşemken bir sonraki "ehhh" olabiliyor. Bir tanesi bittiğinde kendimi son sayfaya dehşetle bakarken bulduğumu, sonraki bittiğindeyse "Ee bu muydu?" diye sorduğumu söylemeliyim. Son 3 sayıda nereye bağlar, nasıl bir gidişat izler tabii ki bilmiyorum ama bu şekilde giderse benden 5 üzerinden 4 puan alır gibi.


M Treni - Patti Smith
Patti Smith'i deliler gibi sevdiğimi söylememe gerek var mı? 2-3 yıl önce hocaların en tontonu gibi görünse de en cin fikirli olanına Çoluk Çocuk'u heyecanla anlatırken "Anlattığın şeylerin bazıları sana benziyor," demişti, "Ben de 'Sevdiğim her şeyi benden önce yapıyor, hep bir adım gerisinden gidiyormuşum gibi geliyor,' " demiştim. Patti yine benim sevdiklerimi seviyor, benim yapmayı istediklerimi yapıyor, benim düşüneceklerimi önceden düşünüyor. Her kelimesini yavaş yavaş okudum ve kitabın hiç bitmemesini istedim. Patti iyi ki var, Domingo da! 5/5


Çimen Yaprakları - Walt Whitman
Şiir kitapları hakkında yazmayacaktım ama bunu es geçemedim. Önce kapağın güzelliğine bir bakın lütfen. Sonra da denk gelirseniz çevirinin güzelliğine tanık olun ve ardından hep birlikte bu ülkede Sel Yayıncılık var diye sevinelim. Breaking Bad delileri için de şunu yazayım: "To my other favorite W.W." :) 5/5


Oda - Emma Donoghue
Dili başlangıçta sahte gibi gelse de kendini toparlıyor; "çocuk taklidi yapıyormuş gibi görünen yetişkin" gibi gelmişti bana başlarda. Çevirisini çok beğendiğimi söyleyemem. Fikir iyi, odanın içindeki dünyaya dair her şey yolunda; ama aradan 2 ay geçti ve bu kitaba dair aklımda ne olduğunu sorarsanız: "Hiç". Okurken iyi olduğunu düşündüğüm ama bitince hiç iz bırakmadığını fark ettiğim kitaplar listeme eklenmiş oldu. 4/5


Rüyanın Öte Yakası - Ursula K. Le Guin
Kitap & Film Kulübü başlangıcı :) 
Konuyu çok sevdim, Le Guin'i çok seviyorum ama bu kitabı umduğum kadar sevemedim. Konunun ele alınış şekli ve okurun ilgisini canlı tutma noktasında problemler olduğunu düşünüyorum.
Bu arada kitabın başlangıcı muhteşem! Şimdiye dek okuduğum kitaplar arasında "en iyi ilk bölümler" listesi yapsam ilk sıralara koyarım ama devamı gelmedi bence. 3,5/5


Türkçe Sorunları Kılavuzu - Necmiye Alpay
Bu da elinizin altında durması gereken kitaplardan. 5/5


Günden Kalanlar - Kazuo Ishiguro
Büyük bir heyecanla başladım ama olmadı. Kitap günlerce elimde kaldı, bir yerden sonra yarım bırakmamak için kendimi zorlayarak ilerledim. Normalde bu konuda kendimi zorlamıyorum ama Ishiguro olunca yarıda bırakmak istemedim. 3/5


Dünya Ağrısı - Ayfer Tunç
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Hikâyesi 5 üzerinden 5 yıldızı her sayfasıyla hak ederken Dünya Ağrısı'na en fazla 3 verebilirim. Bir kez daha büyülenmeyi beklemiştim; olmadı, sevemedim. Bu durumda abartılı yorumların da etkisi büyük.
"Burada dünya ağrısını dindirecek bir yer var mı? Dünyada dünya ağrısını dindirecek bir yer var mı? Yok. Dünyanın kendisi ağrı." 3/5


Pigme - Chuck Palahniuk
Yukarıda söylediğim şeyi şimdi örnekleme vakti:
Canım Chuck,
Seni ne çok sevdiğimi biliyorsun ama bu olmamış. Bu kitap hiiiç olmamış. Bye.
2/5


Aile Mutluluğu - Tolstoy
Herhangi bir yılın Tolstoy okumadan geçmesini kabul edemem. 4/5


You're Never Weird on the Internet (almost) - Felicia Day
Queen! Felicia Day'in temsil ettiği kültüre aşinaysanız onun yaşadığı şeylerin benzerini yaşamış olma ihtimaliniz de yüksek. Bu sayede de okurken epey eğleneceksiniz demektir. Gerçek hayatta da Supernatural'ın Charlie'si kendisi. :) 4/5


Lanetli - Chuck Palahniuk
Bu da olmamış. Dost acı söyler. Bye. 2/5


Görünmez Canavarlar - Chuck Palahniuk
Ama bu olmuş bak, aferin çocuğuma! 4/5


Ahmet Ümit - Bab-ı Esrar
Ben daha fazla Mevlana-Şems hikâyesi görmek ya da duymak istemiyorum. Ama bu konuyu burada açmak mantıksız, çünkü bu kitap furya başlamadan önce yazılmış bir kitap. Hatta belki de furyayı başlatan asıl kitaplardan biri. Ama işte... :( 3,5/5

Ben bu kitabı elimden bırakamadım. Goodreads puanının düşük olmasına, Türkiye'de de neredeyse hiç okunmamış olmasına anlam veremiyorum. Dili güzel, hikâyesi artık duymak bile istemediğimiz klişelerle dolu değil, akıcı... Daha ne isterim? 4/5


Ve O Hiçbir Şey Demedi - Heinrich Böll
Adı şiir gibi, kendisi de öyle. Çevirmeni ise Behçet Necatigil. Söyleyeceklerim bu kadar. 4/5


Peruk Gibi Hüzünlü - Yalçın Tosun
Daha önce Yalçın Tosun okumamış olduğum için bir araya gelip beni kınar mısınız lütfen? Ben bunu hak ettim. 4/5


Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku - İlhami Algör
Her sayfasından, her kelimesinden nefret ettim. Üslubundan, kahve ağzıyla yazılmasından tiksindim. Kötü bir edebiyat eseri ve kesinlikle samimi değil, üstelik cinsiyetçi. Size iyi okumalar. 1/5 (Çünkü "0" verilmiyor.)


Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar - Ursula K. Le Guin
Adının güzelliği ^_^ Melda'yla bir daha buluşacağımızda masada Ursulacığımıza yer ayırabilirmişiz gibi... 5/5


Ersin Tezcan - e'siz potkal
Bir lipogram denemesi. Eksik harf tahmin edebileceğiniz gibi yine "e". Lipogram yazarlarının anlatılarını tekdüzelikten kurtaramadığını, bunu aşabilen tek yazarın Perec olduğunu söylerler. Ben de katılırım. 2/5


Profesör Y ile Konuşmalar - Céline
Céline okuyun, Céline'le tanışmadan ölmeyin. Gecenin Sonuna Yolculuk çevirisine bakın ve sonra sizi her sayfası 100 hatayla, Google Translate kalitesinde cümlelerle dolu kitapları okumak zorunda bırakan yayıncıları hayatınızdan çıkarın. Dost tavsiyesi... 4/5


Mars Yıllıkları - Ray Bradbury
Ray Bradbury de okuma listenizin bir köşesinde bulunsun. 5/5 ama bu puan kitaba gidiyor, bu baskıya değil.


Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi - Ziya Osman Saba
Kitaba adını veren hikâyeye bayıldığımı inkar edemem ama devamı o kadar etkilemedi sanki. 3,5/5

Devamı bugün-yarın gelir.