11 Mart 2016 Cuma

Kısacık - 49



* Sosyal mesajımı da verdiğime göre başlayabilirim.

* Anlatmak istiyorum, hiç susmadan. Nereden başlayacağımı ya da ne anlatacağımı bile bilmiyorum. Şu an bu yazıya başladım ama bir sonraki maddede ne olacağı konusunda en ufak bir fikrim yok.

* "Sanki her bir şarkıyı
içimde onun için biriktirmişim," der Rilke bir şiirinde. Bugün iş dönüşünde yıllardır bildiğim ama şimdiye kadar özel bir anlam atfetmediğim bir şarkıyı dinlerken aklıma geldi. "Ne güzel söylemiş," dedim, orijinali nasıl bilmiyorum ama çeviren de ne güzel çevirmiş.

* 50 kişinin sizi duyması ya da anlaması gerekmiyor bazen. Bir kişi kâfi...

* Okunmayı bekleyen bazı kitaplarımın arkasında 6 sıfırlı etiket görünce minik bir şok yaşıyorum.  ALTI SIFIR arkadaşlar! 2005'te atılan sıfırlardan söz ediyoruz. O tarihte kitap alacağımıza çocuk yapsaymışız onun ergenliğiyle uğraşmaya başlayacakmışız şimdi. (Olayın vahametini anlamanız için bu örneği seçtim tabii ki.) İşte bu kitaplar hâlâ beni bekliyor. :(

* Anlıyorum, hayatlarınız çok sıkıcı. Sizler de başka eğlenceniz olmadığı için oturup çevrenizdeki insanları çiftleştirmeye başlıyorsunuz kafanızda. O insanlara dair 3-5 fikrinizden hareketle bu iki kişinin "birbirleri için yaratılmış" olduğuna kanaat getirip harekete geçiyorsunuz. Sizi de anlıyorum, gerçekten. Ama yeter. "Sen şimdi anlamıyorsun ama..."larınız da sizin olsun.

* - X nasıl?
   - X mi? Ohoo, o hikâye çoktan bitti yahu, anlatmadım mı ben?
   - Aaa tüh. Ya bu arada ben daha önce düşünmüştüm de X var diye söylememiştim, bizim bir arkadaş var...

Olmasın.

* Tek bir ortak noktamızdan hareketle "ruh ikizi" olduğumuza kanaat getiren (şunu kullanmanızdan da tiksiniyorum) kaç kişiden konuyla ilgili mesaj aldığımı size söyleyemeyeceğim, çünkü bir noktadan sonra saymayı bıraktım. Benimle 1 dakika bile geçirmemiş insanlardan söz ediyorum. Doğrudan kendilerine hitap eden tek bir cümle yazmamışım. İnternette bir şekilde denk gelmiş, paylaştığım şeylere bakmış ve tamam! İkimiz de okumayı seviyormuşuz, kesin ruh ikiziyiz. Aynı yönetmenin filmlerini mi beğeniyoruz, tamamdır, oldu bu iş! Aynı üniversiteye gitmişiz, aman tanrım! Bu kadar büyük mucize olur mu?! Aaaaarrrrggghhhhhh!

* Bu yüzden "Ruh ikizimi buldum!" dediğiniz an yüzümde hiç hoşunuza gitmeyen o ifade beliriyor çocuklar. Haftada bir "hayatınızın aşkı", iki haftada bir "ruh ikiziniz" ile karşılaşıyorsunuz ve gelip anlatıyorsunuz ayrıca. Normal mi şimdi bu?

* Değerli kavramların içini boşaltıyorsunuz, hoş değil.

* Because my inside is outside
My right side's on the left side
'Cos I'm writing to reach you...

* Perec'in doğum günüydü. Hakkında yazdığım şeyi paylaşacakken uygulama birden kapandı. Tekrar açtığımda yazı yoktu. Daha da kötüsü SwiftKey'in bile kaydetmemiş olması... Bu da böyle üzücü bir anımdır.

* Yaşasaydı ve tanışma şansımız olsaydı birbirimize doğum günlerimizde sözlük hediye ederdik bence. Sözlüğün içinde kaybolmayı seven kaç kişiyiz ki hem şurada...

* 4 yaşına bile gelmeden okumaya başlamam yetmiyormuş gibi ilkokul yıllarında akşamlarım sözlük ya da ansiklopedi okumakla geçti. İleride ne iş yapacağım belliydi de işte şartlar bunun gerçekleşmesini biraz geciktirdi.

* Paragrafların baş harfleriyle kelime oluşturduğum ve yayın saatini de çok anlamlı bir dakikaya denk getirdiğim yazılar yazmışlığım var blogun ilk yıllarında. Mesaj yerine ulaşmamıştı ama olsundu, yazan kişi o tarihte içini döktüğü için sevinmişti, şimdiyse kendisine eğlence çıkmıştı. :))

* "Olsundu" demeyi çok seviyorum.

* Biri, "O kadar büyük bir özenle yazmışsın ki, sanki her kelimeyi uzun uzun düşünmüş gibisin," demişti geçmişte. Bir yönüyle doğru bir tespitti. Kelime seçimlerim rastgele değildi, genelde de değildir zaten. Alt metinleri seviyorum. Bu yazıda hepinizle konuşuyorsam sorun yok ama söylediklerim belli bir kişiye yönelikse sadece o kişinin göreceğine inandığım işaretler bırakmayı seviyorum. Kelimelerin arkasının da görülmesini umuyorum. Görüldüğünü hissettiğim an kocaman bir mutluluk kaplıyor içimi. Yüzümdeki gülümsemeyi bir türlü silemiyorum. :)  

* O değil de 1996-2004 arasında yazdığım günlükleri yakmanın zamanı geldi de geçiyor bile.

* Bir an hayattan umudumuzu tamamen kestik, biraz sonra her şeyin güzel olacağına dair cümleler kuruyorduk. Sonra "Benim senden umudum yok, sen kafanın içindesin yine!" gibi bir cümleyle kızgınlığını belirtti. Birkaç dakika sonra ise kendisiyle ilgili bir konuda karamsar olduğu için "Seni denize atarım!" diyordum. Bir ara da "At beni şuradan denize ve ikimiz de kurtulalım," demiştim ama sebebini hatırlayamadım. Bildiğiniz gibi arkadaşlar iyidir.




* Yeap.

* "Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş..." bir insana söylenebilecek en güzel şey olabilir. Sabahattin Ali söylemiş.

* Bir de Aliye'ye yazdığı mektuplardan birinde "Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz," diye yazmıştı. Bu cümlelerin bana hissettirdiği şeyi yazmaya kalksam ortaya yüzlerce sayfa çıkar gibi :)

* Aklımda bir cümle var uzun zamandır. Filmden ya da kitaptan mı hatırlamıyorum. Belki de ben kurmuşumdur zamanın birinde. Sanki o cümleyi hatırlasam aklımdaki her şeyi anlatmış olacakmışım gibi geliyor. Şiir kitabı karıştırıyorum, Goodreads'te beğendiğim alıntılara bakıyorum, tumblr paylaşımlarıma bakıyorum, yok. Bir bulsam... 

* Bulursam sadece içim rahatlayacak, söyleyebilecek değilim de işte. :)

* "One day I will find the right words, and they will be simple." (demişti Kerouac.)

* Çarşamba akşamı saat 9-10 arası Yenisahra'dan metroya bindim, boş. Kadıköy'e geldim, boş. Vapura binip Karaköy'e geçtim, boş. Galata'dan Eminönü tarafına yürüdüm, orası bile boş. Bu şehrin çok güzel saatleri var. Herkesin uyuduğu ya da evde televizyon izlediği saatler. İşte o saatlerde bütün yolları seviyorum! O anı paylaşmak isterdim tabii, inkar edecek değilim.

* Alexi Murdoch - All My Days'i günde kaç kez dinlediğimi bilmiyorum. Ama çok, orası kesin. Bir de Song for You. Ama en çok All My Days.

* And what's a wonderwall anyway.

1 kişi de demiş ki:

a. dedi ki...

Kısacık yazılarını çok seviyorum. Uzun uzun yaz :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?